11 Mart 2011 Cuma

JAPONYA DEPREMİ

İNTERNETHABER- Dünya tarihine geçecek büyüklükte bir depremle sarsılıyor Japonya... Denizle kara adeta yer değiştirdi...

Sadece dev dalgalar değil, toprakda yürüdü....

Çok yağış alan ülkede suyla buluşan toprak dalgası önüne ne geldiyse alıp götürdü.
Görüntüler depremin korkunç yüzünü ortaya koyuyor...
Büyüklüğü 7-8 metreyi bulan dalgalar gemileri önüne katıp götürdü...

Dev deprem dalgası, depremin merkez üssü yakınındaki sahilde bulunan araçların sularla sürüklenmesine, binaların yıkılmasına ve yangınlara neden oldu.

Miyagi kıyılarını 6 metre yüksekliğindeki dev dalgalar vurdu ve Miyagi'de birçok kişiye ulaşılamıyor.

KILLARI KIPIRDAMADI

8.9 büyüklüğündeki deprem bina yıkımana yolaçmadı. Binalarını şiddetli depremlere dayanıklı yapan Japonlar, şiddetli sarsıntı sırasında sakin halleri ile dikkat çektiler. Japon parlamentosu o sırada toplantı halindeydi. Vekiller şiddetli depremde yerlerinden bile kalkmadılar.

TOPRAK YÜRÜDÜ

Tarihinin en büyük 5. büyük depremini yaşayan ülkede toprak deniz gibi karada ilerledi. O anların görüntüleri helikopterlerden çekildi... Genellikle tarım alanlarını vuran toprak kaymaları ürkütücü görüntüler ortaya koydu...

Deprem ve hemen ardından gelen tsunamide henüz hasar bilinmiyor. Ancak yüzlerce kişinin kayıp olduğu haber veriliyor.

NÜKLEER BOMBA BÜYÜKLÜĞÜNDE

Uzmanlar Japonya'yı vuran 8.9 büyüklüğündeki depremi ilginç bir şekilde tanımladılar. Söylendiğine göre depremin şiddeti Japonya'ya atılmış 4-5 nükleer bombaya denk...


Kaynak : http://www.internethaber.com/deprem-ani-kameralara-boyle-yansidi-333772h.htm#ixzz1GItmvSJh






6 Mart 2011 Pazar

TİMBUKTU

Mali de eski bir kent Timbuktu. Onikinci yy.da göçebeler tarafından kurulan Timbuktu hızla gelişerek Sahra Çölünün kervanları için önemli bir ticaret merkezi haline geldi.



Djinguereber Camisi


Ondördüncü yüzyülda dünyada önemli zenginlik ve kültür merkezlerinden biri haline geldi. Kur'an üzerine çalışmalar yapan prestijli Sankore Üniversitesi ve diğer medreseleriyle ünlüdür. 15 ve 16. yüzyıllarda İslam'ın Afrika'da yayılmasında önemli bir entelektüel ve ruhsal merkez olmuştur. Üç büyük camisi, DjingareyberSankore ve Sidi Yahya, Timbuktu'nun altın çağından kalmadır. Sürekli restore edilmelerine rağmen bu camiler çöl tarafından yıkılma riski altındadır. İbn Batuta Timbutku ziyareti sırasında bölgenin altın kaynaklarını anlatmıştır. 


1988 yılında BM Dünya Mirası listesine dahil edilmiştir.








AMAZON NEHRİ

Güney Amerika'da yer alan Amazon Nehri,  Afrika'daki Nil Nehri ile birlikte dünyanın en uzun nehirlerinden biridir. Amazon nehri okyanuslara ulaşan tatlı suların beşte birlik kısmını taşımaktadır. Amazon'un taşıdığı su miktarı Mississippi, Nil, ve Yangtze Nehirlerinin taşıdıkları suların toplamından fazladır (tüm dünya nehirlerinin taşıdığı suyun yaklaşık % 20-25 ini taşıdığı sanılmaktadır). 
 


 Büyük Okyanusa 160 km mesafede, Peru'daki And Dağlarının (Andreas Dağlarından) doruklarından doğarak doğuya doğru bir seyir izleyip Atlas Okyanusuna dökülür.









Tropikal Yağmur Ormanları 

TROPİKAL YAĞMUR ORMANLARI

Amazon Nehri


Tropikal yağmur ormanları: Bu ormanlar yeryüzünün en çok yağmur alan Ekvator kuşağının 20°kuzeyi ve güneyi arasında kalır. Bu alanlarda hava daima sıcak ve nemlidir. Amazon Havzası en geniş tropikal yağmur ormanlarının bulunduğu alandır. Afrika'da Gine Körfezi'nden iç bölgelere ve Kongo Havzasına doğru uzanır. Güneydoğu Asya ve Avustralya'da da bu tür ormanlar yer yer vardır. 

  
Tropikal yağmur ormanları geniş yapraklı yapraklarını dökmeyen vb. çok sayıda yüksek ağacı barındırır. Buradaki ağaçların boyları 70 m'ye kadar uzayabilmektedir. Yüksek ağaçların üst kısımları tırmanıcı bitkilerle kaplı olduğundan güneş ışınları ormanın alt kısımlarına fazla ulaşamaz. Bu nedenle alt kısımdaki loş ortamda otsu ve alçak boylu bitkiler yaşar. 
Devamlı yeşil kalan bu ormanlar, hayvan varlığı bakımından da zengindir. Çeşitli fil, orangutan, şempanze, maymun türleri, karıncalar, kertenkele, domuz, kurbağalar, antilop, kaplan, leopar, jaguar, yılan, papağan türleri, cennet kuşları, çok sayıda sürüngen, kuş ve böcek türü burada yaşar. 
Genel olarak bütün yağmur ormanlarının katmanları:1.Üst Katman: 50 metreden yüksek ışık istekleri fazla olan ağaçlardan oluşur. Bu katmanda avcı kuşlar ve kartallar barınır.
2.Çatı Katmanı: Yerden 30-40m.yukarıda üst katmandan 10-15m.aşağıda yer alan bu katmanda ağaç dalları ve sarmaşıkların birbirine geçmesiyle aşağılara gölge yapar. Güneş ışının yoğun olması nedeniyle canlıların çoğu bu katmanda yaşar.
3.Alt Katman: Daha az ışık alan bu katmanda daha genç ve küçük ağaçlar yer alır. Birçok bitki için uygun bir ortam sağlar. Bu katmanda Palmiye gibi küçük ağaçlar yetişir. Bodur ağaçların ve çalıların yaşadığı bu katmandaki canlıların gelişimi yukarılardan aşağıya inebilen güneş ışığı miktarına bağlıdır.
4.Ot Katmanı: Ormanın tabanında eğrelti otları ve diğer otların yaşadığı ve dökülmüş yapraklardan oluşan bu katman yerde yaşayan canlılar ve böcekler için uygun ortamı sağlar.

Tropikal yağmur ormanları dünya topraklarının %10 unundan daha az yer kaplamasına rağmen bitki ve hayvan türlerinin %50-70 ini barındırır. Bitki gelişimini olumsuz etkileyecek soğuk ve kurak dönem olmadığı için tür sayısı fazladır. Kara biyomlarında biokütlesi ve bitki ve hayvan çeşidi ve sayısı bakımından en zengin biyomdur. 10 km² lik bu ormanda;15.000 çiçek türü,400 kuş türü,60 kurbağa türü, 4.000 böcek türü, 750 ağaç türü, 100 sürüngen türü bulunur.

NANOOK NEHRİ


Nanook Nehri Shaler Mountains'ın güneyinden doğar ve kuzeydoğuya, Hadley Koyuna doğru akar. Nanookzor bir nehir değildir, ancak yaz mevsiminin sonlarına kadar buzlarla kaplı kalan büyük göller boyunca uzanır ve bu da uzun ve meşakkatli bir yolculuk demektir.
Kuujjua Nehri Shaler Mountains'dan Minto Inlet'e kadar yaklaşık 350 kilometre boyunca uzanır. Kano için üç hafta gereklidir ve nehir, su seviyesi ve buz tutma gibi sebeplerden dolayı ancak Temmuz ayında gidiş gelişe elverişli olur. Zor bir nehirdir ve haritalar da genelde yetersizdir. Yalnızca kutup tecrübesi olan kanocularca denenmelidir.
Arctic Coast Rivers (Kutup Sahili Irmakları) İç bölgelerden kuzeye, kutup sahiline doğru akan birçok ırmak kano, raftinge son derece müsaittir. Ancak bu ırmakların ciddiye alınması gereken bir özelliği sularının soğukluğudur.
Coppermine Nehri en meşhur kano/rafting ırmağıdır. Lac de Gras'dan yola çıkan nehir ağaç sıralarını izleyerek kuzeybatıya doğru, adını 1819 Franklin seferinden alan tarihi göller boyunca akar. Uzunluğu 670 kilometre (419 mil)dir ve yaklağık 25 gün sürer. Kano için en uygun zaman Temmuzla başlar.
1821'de Franklin seferinde kıraç topraklarda yol almaya çalışılan insanlar, iç taraflara Hood Nehri yoluyla ulaşmıştır. Hood, suyu bol olan bir tundra nehridir.
Burnside/Mara Irmak sistemi Aþağı Burnside'da dört kilometrelik (iki mil) derin koyak ve çağlayanlar vardır. Bu ırmaklar Bathurst ren geyiği sürülerinin yoluna paralel uzanır, zaman zaman da bu yolu keser.
Back Irmağı Aylmer Gölünden, Garry Gölü ve Franklin Gölü boyunca kuzeydoğuya doğru akar ve Chantrey Inlet'te Kuzey Buz Denizi'ne ulaşır. 1077 kilometrelik (673 mil), oldukça uzun ve ulaşımı pahalı bir nehirdir. Ancak uzman ve doğal kamplarda eşitilmiş olanlara bu nehri denemeleri tavsiye edilir.

KUTUP IŞIKLARI AURORALAR

Auroralar (kuzey/güney kutup ışıkları) gökyüzündeki, özellikle kutup bölgelerinde gökyüzünde gözüken, dünyanın manyetik alanından gelen yüklü parçacıkların çarpışmasından kaynaklanan doğal ışımalardır. Bu ışımalar, genellikle geceleri gözlemlenir, ağırlıklı olarak İyonosfer’de meydana gelir. Kutup aurorası veya kutup ışıkları olarak da anılır. Bu olgu yaygın olarak 60 ve 72 derece kuzey ve güney enlemleri arasında görünür, bu da arktik ve antarktik kutup dairelerinin içine düşer. Kuzey enlemlerde bu etki aurora borealis(veya kuzey ışıkları) olarak adlandırılır. Aurora kelimesi Roma Şafak Tanrıçası’nın isminden gelmekte. Boreas’da Yunancada kuzey rüzgarına Pierre Gassendi tarafından 1621 de verilen isimdir. Aurora borealis'in görünme olasılığı, kuzey manyetik kutbuna yaklaştıkça artar. Manyetik kutbun yakınlarında oluşan auroralar tam 90 derece, fakat uzaktan kuzey ufkunu yeşilimsi bir parlaklıkla, bazen de güneş alışılmamış bir yönden doğuyormuş gibi soluk bir kırmızıyla aydınlatırlar. Aurora borealis sıklıkla gündönümlerinde oluşur. Cree halkı bu ilginç olaya Ruhların Dansı adını vermişler. Avrupa'da orta çağlarda auroraların Tanrıdan işaretler olduğuna inanılırmış. (Wilfried Schröder, Das Phänomen des Polarlichts, Darmstadt 1984).
Güney’deki oluşum, aurora australis(güney kutup ışıkları), benzer özelliklere sahiptir. Ancak Antartika’da, Güney Amerika’da ve Avustralya’da daha yüksek enlemlerden görülebilir. Australis anlamı ‘güneyin’ olan Latince bir kelimedir.
Auroralar bütün dünyadan ve diğer gezegenlerde de gözlemlenebilir. Daha uzun süreli karanlık ve manyetik alan dolayısıyla, kutuplara yakınlaştıkça daha çok görünür olurlar.

NANAVUT

Kanadalıların sadece %13'ünün varlığından haberdar olduğu gerçeğine karşılık 1 Nisan 1999 tarihinde Kanada Nanavut Özerk Bölgesine sahip oldu. Eskimo dilinde  bizim toprak anlamına gelen Nanavut Kuzey Amerikada ilk özerk yerli bölgedir. 



  • Yüzölçüm: 1,900,000 km²
  • Nüfus: 24,730 (1996)
  • Başkent: Iqaluit (Nüfus: 4500 (1997))
  • Nüfus yoğunluğu: 0.01/km²
  • Dil: Nunavut'ta resmi dil Inuktitut'tur. İngilizce de eyalet genelinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
%60'i 25 yasin altında olmak üzere yaklaşık 25,000 kişilik bir nüfusa sahiptir. Kışların yaklaşık 9 ay sürdüğü bölgede yılın hemen hemen tamamında yerler karla kaplıdır. Madencilik, karides ve deniztarağı balıkçılığı, avcılık, sanat ve el isi üretimi temel endustri kollarıdır.
Kanada Kutup haritasını incelediğinizde, yüzyıllardır maceraperestleri kendine çeken bir bölge göreceksiniz. Burası, kutup bölgelerine has, kışın görülen türlü renklerdeki ışıkları ve gece yarısı güneşleri; köpeklerin çektiği kızakları ve kutup ayıları; vahşi ırmakları ve buzlu denizleriyle meşhur bir bölgedir.
1999 yılından beri bölgenin yeni adı Nunavut olmuştur. Kanada kutup bölgesi ikiye ayrıldıðında doğu parçası Inuitlerin vatanı Nunavit oldu.
Burası tabiatın vahşilişini sergileyen son örneklerden biridir. Yaban kuş sürüleri, her yana hakim doğal hayat ve kutup tundraların unutulmaz manzaraları bölgenin cazibe noktalarındandır.
Nunavut, maceraperest gezginler için modern dünyanın birçok ülkesinin rekabet edemeyeceği türde maceralar sunar.
Bölge, Kasımın 6'sından şubatın 5'ine kadar üç ay boyunca yirmi dört saat karanlıkta kalır. Ancak Rankin Koyunda kışın ortasında bile en azından üç saat gün ışığı yaşanır. Ve tabi ki Nunavut'da bu karanlık günlere katlanmak karşılıksız kalmaz; muhteşem Kuzey Işıklarının (ya da Aurora Borealis) göğü aydınlatması muhteşemdir. Bazı insanlar sırf bu benzersiz manzarayı seyretmek için kışın bölgeye gelirler.