Okyanus, kıtaları birbirinden ayıran engin, açık denizlerdir. Yeryüzünün yaklaşık üçte ikisini (%70) kaplarlar ve bu alanın yaklaşık yarısında su seviyesi 3000 metrenin üzerindedir. Büyük su kütlesi demektir.
Okyanus kelimesi Yunanca "nehir" anlamına gelen "Okeanos"'dan gelmektedir, Yunanlılar Cebelitarık Boğazı'ndan gelen güçlü akıntıyı fark etmişler ve bunun bir nehir olduğunu düşünmüşlerdir.
Dört milyar yıl önce Dünya yüzeyi suyun sıvı olarak kalmasına olanak tanımayacak kadar sıcaktı. Su,uzayda yok olmak üzere volkanik gazdaki buhar olarak püskürürdü. Yaklaşık 3.85 milyar yıl önce dünya soğuyarak içinde buharında yer aldığı bir volkanik gaz atmosferi oluşturdu. Daha sonra su yoğunlaşmaya başladı ve okyanuslar oluştu. Okyanusların oluşmasından bu yana yağmur toprağa düşmekte ve kayalardaki tuzu denizlere taşımaktadır. Bu nedenle deniz suyu tuzludur. Ortalama olarak okyanus ağırlığının %2.9'unu tuz oluşturur.
Denize baktığımız, tekneyle açıldığımız veya yüzdüğümüz zaman suyun bir yüzeyi olduğunu biliriz. Ancak; okyanusların ortalama derinliği 5.000 metre civarındadır ve en derin okyanus çukuru 11.000 metreye ulaşır. Everest Tepesi, bu dip derinlikten daha kısadır (2000 metreden daha fazla). Okyanusun üst birkaç metresi, tropikal bölgelerde 26 santigrat derece sıcaklığında olabilir. Isıyı, gün boyunca güneş ışığından alır ve geceleri atmosferi ısıtırlar. Okyanusun bu katmanı, atmosferin tamamından daha fazla ısı içerir. Büyük Okyanus Dünya'nın en büyük okyanusudur.
Irene Kasırgası, tropik fırtına düzeyine düşmesine rağmen devam eden şiddetli yağmur ve rüzgarlar New York’u sular altında bıraktı.
Ulusal Kasırga Merkezi, İrene kasırgasının saatte 120 kilometre hızla estiğini bildirirken Manhattan adasının Battery Park gibi deniz seviyesindeki bölgelerinde suların iki buçuk metre yükselebileceği uyarısında bulundu. Halen Manhattan adasının iki yanındaki East ve Hudson nehirlerinin taştığı, birçok caddeyi sular altında bıraktığı bildiriliyor.
New York’u New Jersey ‘e bağlayan Holland tüneli su baskını nedeniyle trafiğe kapatıldı.
New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg, kentin tarihinde ilk kez deniz seviyesindeki tüm semtlerin zorunlu tahliyesine karar verdi. Hastane ve huzur evleri boşaltıldı, New York Borsasının bulunduğu Wall Street trafiğe boşaltıldı. New York metrosu da tarihte ilk kez durdu, Kennedy, La Guardia ve Newark havaalanları trafiğe kapandı. Kıyı bölgelerindeki uçuşların çoğu iptal edildi, tren seferleri askıya alındı.
Karayip ülkelerinde ağır hasara yol açan İrene kasırgası önce Cumartesi sabahı Kuzey Carolina eyaletini etkisi altına aldı, daha sonra saatte 140 kilometre hızla esen rüzgarlar ve şiddetli Virginia eyaletinden başkent Washington’a ilerledi.
Amerika’nın Doğu kesimlerinde kasırga nedeniyle yakllaşık 2 milyon ve işyerini elektriksiz kaldığı bildiriliyor.
Güneyden itibaren kasırganın yolu üzerindeki Kuzey Carolina, Virginia, Maryland, Delaware, New Jersey ve New York eyaletlerinde acil durum ilan edildi.
İrene kasırgasının çok tehlikeli olduğunu söyleyen Başkan Barack Obama, federal kurumları alarm durumuna geçirdi. Kasırga nedeniyle bazı yerlerde zorunlu olmak üzere kıyı kentleri tahliye edildi, yüz binlerce turist evlerine geri döndü. Amerika’nın Atlas Okyanusu filosunu bulunduğu Norfolk’da, savaş gemileri, kasırgaya limanda yakalanmamak için denize açıldı.
Amerika Kasırga Merkezi, İrene’in metrekareye 25 ile 50 santim arasında yağış getireceğini tahmin ediyor.
Bahama adaları, Porto Rico ve Dominik Cumhuriyetinde ağır hasara yol açan Irene, son üç yıldır Amerika’yı tehdit eden ilk ciddi kasırga oluyor
Petrol şirketleri geçen yıl BP platformundakine benzer bir kazayı önlemek için kasırga olasılığına karşı petrol ve doğal gaz platformlarını tahliye ediyor
Petrol şirketleri, yeni bir kasırga olasılığına karşı Meksika Körfezi’ndeki petrol platformlarında işçilerini tahliye etmeye başladı.
Ulusal Kasırga Merkezi tarafından yapılan açıklamada Meksika Körfezi’ndeki alçak basınç sisteminin önümüzdeki iki gün içinde tropik fırtınaya dönüşebileceği uyarısı yapılıyor.
Fırtınanın 38 santimetreye kadar yağmur bırakabileceğini söyleyen güney eyaletlerinden Louisiana’nın valisi olağanüstü hal ilan etti.
Olası kasırganın denizdeki petrol ve doğal gaz platformlarını tehdit etmesi üzerine Shell, Exxon Mobil ve BP şirketleri üretime ara verdi. Chevron ise yalnızca acil öneme sahip olmayan personelin tahliye edileceğini, ama üretimin etkilenmeyeceğini bildirdi.
Öte yandan Amerika’nın doğu eyaletleri, geçen haftasonu gelen Irene kasırgasının ardından hala toparlanmaya çalışıyor. Irene, kuzeydoğu eyaletlerinden Vermont, Connecticut, New York ve New Jersey’de kısmı zarara yol açtı. Bölgede hala yüzbinlerce kişinin elektriksiz olduğu bildiriliyor. Bazı okullar henüz açılmazken, yollarda da onarım çalışmaları devam ediyor.
Kıyıköy' den bahsedilince, burayı birkez olsun görmüş olanlar için bile, hafızamızın kadrajına kaydettiği hep aynı fotoğraf canlanıverir. Muhtemelen Kartal çay bahçesinden bakışlarımızı çevirdiğimiz bir panaromada, yemyeşil bir doğa parçasının içinden yorgun ve kıvrımlar çizen akışıyla Papuçdere, bir lagün ağzından Karadeniz' in hırçın dalgalarıyla buluşmaktadır. Hemen kumsalın kıyısından falezlenerek yükselen ve denize bir at başı gibi uzanmış tepenin yükseğindeyse Kıyıköy yer alır. Kıyıköy' ün balıkçı barınağının olduğu yönüne bakan kısmında, Kazanderesi aynı yorgun akışıyla limanın hemen bitişiğinden Karadeniz' e kavuşmaktadır.
Kıyıköy'ü iki yakasından kuşatmış Papuçdere ve Kazandere öyle yılgın, öyle yorgun akarki, bazen onun denize değil tersine tersine aktığı gibi bir hisse bile kapılabilirsiniz.
Kıyıköy...
Burası Kırklareli' nin Vize ilçesine bağlı, tarihi ilkçağa değin uzanan bir balıkçı beldesidir. İstanbul'a 164 km, il merkezine 92 km, ilçe merkezi Vize' ye ise 38 km uzaklıkta yer alır. Belde, tarihi varlıkları, Istrancaların bağrından kopup gelen akarsularının yeşile bezediği zengin doğası, ancak bir yürüyüş mesafesi kadar uzaklıkta falezler oluşturan girintili çıkıntılı kıyıları arasında keşfetmeye hazır koyları, hele ki Karadeniz'in ve akarsularının sunduğu lezzetli balıklarıyla tatilcilerin gözdesi olmuştur.
Beldenin bilinen en eski adı Salmydessos' tur. "Pırıltılı, kutsal, güzel yer" manasına gelmektedir. Dil bilimi uzamanı Bilge UMAR' ın tesbitlerine göre ise, M.Ö. 400'lerde Helenler bu bölgeye " Bal yiyenlerin yurdu", ve"Darı yiyenlerinyurdu" demişlerdir. Zira yaşam biçimlerine göre isimlendirilen Trak boylarından sebep böyle anıldığı ileri sürülmektedir.
M.Ö. 500' lü yılların ilk çeyreğinde Pers İmparatoru Darius' un kudretli orduları önünde Anadolu' dan Balkanlar' a doğru kaçan Lidya' lılarca yerleşim olarak kurulduğu düşünülmektedir. Tarih içerisinde Traklar, Persler, İskitler, Medler, Ceneviz kolonileri gibi birçok medeniyeti gören Kıyıköy daima önemli olagelmiştir.
Adı burayla anılan en önemli kişilik ise, tarih sahnesine "Roma' yı yakan adam" olarak geçecek, Trakya valisi iken Kıyıköy' e sayfiyeye gelen Neron' dur. Roma ve Bizans dönemlerinin izlerini bugün bile beldede görmek mümkündür. İmparator Jüstinyen döneminde yapılan ve hala ayakta duran surlar, buranın bir kale-kent olarak da çok önemli görüldüğüne işaret eder.
Yönetim merkezleri olarak Vize' yi seçen Roma ve Bizans kral ve prensleri, bir sayfiye yeri olarak Kıyıköy' ü hep önemsemişlerdir. Hatta Osmanlı döneminde, Istrancalardaki av partileri sonrasında dinlenmeye çekildikleri yer olarak Kıyıköy' den sıkça bahsedilir.
Tarih içinde, Osmanlı Rus Savaşı sonrası Ruslar' ın, Balkan Savaşları sonrası Bulgar ve Yunan işgallerini yaşayan Kıyıköy, tarih kitaplarında adı geçen o tarihi sınır hattının da bir ucunda yer almıştır. "Midye-Enez Hattı..." Zira yakın zaman kadar beldenin bilinen adı Midye' dir. O dönemler Rum ve Bulgar nüfusun da ağırlıklı yaşadığı bölgeye, mübadele sonrasında denizciliği iyi bildikleri için Selanik göçmenleri yerleştirilir. 1960' lara kadar Midye olarak bilinen beldenin ismi, bunun yabancı bir isim olduğu savına saplanılarak Kıyıköy olarak değiştirilir.
Kıyıköy son yıllarda turizmde de kendine açılımlar arayan, genel itibarı ile bir balıkçı beldesidir. Tarım ve hayvancılık da yörede diğer geçim kaynakları arasında yer alır.
İstanbul' a yakın oluşu sebebiyle, özellikle hafta sonunu bu huzurlu beldede geçirmek isteyenlerin sayısında ciddi bir artış gözlemlenmektedir. Denize girebileceğiniz, doğanın içinde huzur dolu anlar geçirebileceğiniz gibi, Karadeniz'in lezzetli mevsim balıklarının ( palamut, kalkan, mezgit, tekir, barbunya, hamsi, karagöz vb...), akarsularında avlanabilen kefal, alabalık gibi tatlı su balıklarının da tadına bakabilirsiniz. Bu konuda hizmet veren değişik konseptlerdeki işletmeler son yıllarda büyük rağmet görmektedir.
Denize girebilecekler için Kıyıköy ve civarında birçok seçenekler mevcuttur. Hemen beldenin iki yanında yer alan kumsallarda denize girilebildiği gibi, özellikle kamp-karavancılar ile motor gruplarının daha çok tercih ettikleri Selvez, Poliçe, Panayır İskelesi koyları keşfedilmeye hazır, Kıyıköy' ün bir yürüyüş mesafesi uzaklığında yer alır. Fakat yine de buralara aracıyla ulaşmak isteyenler, dolanarak giden köy yollarında önce Kışlacık köyüne uğlamalı ve bu koylara sapan yolları kaçırmamaya özen göstermelidir.
Tekirdağ Kırklareli sınırını çizen bir derenin hemen ağzında yer alan Kastro Koyu ise, her ne kadar coğrafi olarak Tekirdağ' a bağlı olsa da, bilinirliğini Kıyıköy' ün vizyonuyla cilalamaya devam etmektedir. Burası aynı zamanda Trakya' nın tek doğal yaşlı karaçam ormanı alanıdır.
Kıyıköy'ün etrafında Jüstinyen döneminde ( 527-565 ) yapılan kale duvarlarından bahsetmiştik. Savunma kalesi görünümü arzeden Kıyıköy surlarında yer alan gizli tüneller, sarnıçlar, savunma hendekleri tahrip olarak günümüze gelmiştir.
Trakya' nın iç kesimlerinden antik Diyonisos Şarap Yolu üzerinden manda arabaları ile Kıyıköy limanına amforalar içinde taşınan şaraplar, buradan Avrupa limanlarına aktarılırdı. Bu yönüyle ticari bir önemi de olan Kıyıköy, Helen geleneğinden gelen pagan-panayırlarının da sosyal ve ticari yaşamına izler kattığı bir yerleşim olmuştur.
Jüstinyen dönemine tarihlenen, ayakta kalmayı başarmış ama bakımsızlıktan kendini bir türlü kurtarıp anlamını tazeleyemeyen bir başka önemli yapı ise, kayalara oyularak yapılan Aya Nikola manastırıdır.
Hırıstiyan azizlerine ithafen isimleri verilen manastırlar içinde bu ismi almış olmasının ipucunu süren Alman Türkolog ve Osmanist Hans JOACH, 4. yy' da yaşayan Aziz Nikolaus ( Noel Baba )' nın mezarının Babaeski' de olduğu savına dayanarak, bu yörede azizin çok önem atfedilen biri olmasına bağlar. Zemin kat kilise ve ayazmadan oluşurken, üst tarafta keşiş odaları yer almaktadır. "Terleyen Heykel" diye mucize yarattığına inanılan Aziz Nikola' ya ait önemli bir heykelciğin ve manastırın diğer değerli eşyalarının Rus ve Bulgar işgalcilerce kaçırıldığı tesbit edilmiştir.
Gözlerden uzak, kendi ürettikleriyle geçinen keşişlerin yanısıra şifa aryanların, dünya nimetlerinden uzaklaşarak çile doldurmak isteyen inanç sahiplerinin de uğradığı önemli bir sığınaktı Aya Nikola manastırı. Tüm bu derin arka plana rağmen, şimdilerde korumasız bakımsız kaderine terkedilen manastır turizm içinde değer bulacağı zamanı beklemektedir.
Kıyıköy, son yıllarda özellikle haftasonu gezileri için de bir çok tur şirketinin protföyünde yer almaya başlamıştır. Doğa ve kültür turu olarak zengin bir içerikle donatılmış turların yanısıra, özellikle fotoğraf grupları için de eşsiz doğası sayısız seçenekler sunmaktadır.
Kıyıköy...
Denizin, tarihin, yeşilin ve suyun çizdiği panaromada kendine yer edinen bu belde muhakkak görülmesi gereken bir yer ve misafirlerini bekliyor.