Turizm Coğrafyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turizm Coğrafyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2011 Cumartesi

Akdamar Adası



Tatvan Van Akdamar Nemrut.mp4 - 42.8 МB


Akdamar Adası (Ahtamar, Ağtamar, Akhtamar biçimlerinde de yazılır; Ermenice: Աղթամար), Türkiye'nin Van ve Bitlis illeri arasında bulunan Van Gölü'nün içinde yer alan en büyük adadır.

Van'ın Gevaş ilçesi sınırları içerisinde yer alan adada Ermeniler´den kalma bir kilise bulunur. Yüzölçümü 70,000 metrekare olan adanın toplam kıyı uzunluğu 3 kilometreyi bulmaktadır. En yüksek noktası deniz seviyesinden 1912 metre yüksekte bulunan adanın batı uçlarında yüksekliği 80 metreye ulaşan dik kayalıklar vardır.

Adanın adının nereden geldiğine dair yaygın halk hikâyesine göre, zamanında bu adada yaşayan Ermeni baş keşişin güzelliği dillere destan Tamar adında bir kızı vardır. Adanın çevresindeki köylerde çobanlık yapan bir genç bu kıza âşık olur. Bu genç Tamar'la buluşmak için her gece adaya yüzer. Tamar ise ona gece karanlığında yerini belli etmek için onu bir fenerle bekler. Bundan haberdar olan kızın babası, fırtınalı bir gecede elinde fenerle adanın kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek gencin boşuna yüzüp, gücünü yitirmesine neden olur. Yüzmekten gücünü yitirip, yorulan genç çoban boğulur ve boğulmadan önce son nefesiyle "Ah Tamar!" diye haykırır. Bunu duyan kız da hemen ardından kendini gölün sularına bırakir O gunden sonra ada Ah Tamar! ismi ile anlatılır. Bu hikâye Ermeni sair Hovhannes Tumanyan anlatimiyla efsanelesmistir.

Bu efsanenin tarihi gerçeklerle alakasının zayıf olduğu şüphesizdir. 9. yüzyıldan itibaren kaydedilmiş olan Ağtamar adının Arapça ĞMR kökünden "kabartı, tümsek" anlamına gelen bir türev olması daha kuvvetli bir olasılık olarak değerlendirilebilir.
Adın Türkçeleştirilmiş biçimi olarak Akdamar kullanılmaktadır.

En eski kaynaklarda adanın adı, Gevaş bölgesinde hüküm süren Ermeni Rştuni sülalesine atfen Rştunik Adası olarak geçmektedir. 705 yılında Vard Rştuni'nin adada öldürülerek Rştuni beyliğine son verilmesinden sonra ada ve yöresi, daha önce Başkale'de (Ağbak) hüküm süren Ardzruni sülalesinin eline geçmiştir. 908'de I. Gagik Ardzruni bazı Ermeni ve Müslüman beyleriyle anlaşarak Gevaş'ta (Vostan) kendini Vaspuragan Kralı ilan etmiş ve bilahare başkentini adaya taşımaya karar vermiştir. I. Gagik adada halen mevcut olan kiliseden başka müstahkem bir kasaba, saray, çarşı ve liman inşa ettirmiştir. Ada üzerindeki sivil yerleşimin 16. yüzyıl başlarına kadar canlı olarak varlığını sürdürdüğü ve 1535 Osmanlı-İran harbi'nde tahrip edildiği anlaşılmaktadır.

16. yüzyıldan sonra sivil yerleşimin bulunmadığı adada Kutsal Haç'a (Surp Khaç) adanmış bir Ermeni manastırı hayatiyetini sürdürmüştür. 19. yüzyıl sonlarında 300 civarında keşişin ikamet ettiği manastır, 1895 ve 1915 olaylarından sonra terkedilmiştir.

Ermeni Kilisesinin ruhani başkanlığı olan Gatoğigosluk makamı 10. yüzyıl ortalarından 1101 yılına kadar Ahtamar Adasında bulunmuştur. Makamın 12. yüzyılda Kilikya'ya taşınmasından sonra da Ahtamar Kilisesi 19. yüzyıla dek önderlik iddiasını devam ettirmiştir..



Aktamar Kilisesi


Akdamar Adası (Ahtamar, Ağtamar, Akhtamar biçimlerinde de yazılır; Ermenice: Աղթամար), Türkiye’nin Van ve Bitlis illeri arasında bulunan Van Gölü’nün içinde yer alan en büyük adadır.Akdamar Adası (Ahtamar, Ağtamar, Akhtamar biçimlerinde de yazılır; Ermenice: Աղթամար), Türkiye’nin Van ve Bitlis illeri arasında bulunan Van Gölü’nün içinde yer alan en büyük adadır.Van’ın Gevaş ilçesi sınırları içerisinde yer alan adada Ermeniler´den kalma bir kilise bulunur. Yüzölçümü 70,000 metrekare olan adanın toplam kıyı uzunluğu 3 kilometreyi bulmaktadır. En yüksek noktası deniz seviyesinden 1912 metre yüksekte bulunan adanın batı uçlarında yüksekliği 80 metreye ulaşan dik kayalıklar vardır.İsim EfsanesiAdanın adının nereden geldiğine dair yaygın halk hikâyesine göre, zamanında bu adada yaşayan Ermeni baş keşişin güzelliği dillere destan Tamar adında bir kızı vardır. Adanın çevresindeki köylerde çobanlık yapan bir genç bu kıza âşık olur. Bu genç Tamar’la buluşmak için her gece adaya yüzer. Tamar ise ona gece karanlığında yerini belli etmek için onu bir fenerle bekler. Bundan haberdar olan kızın babası, fırtınalı bir gecede elinde fenerle adanın kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek gencin boşuna yüzüp, gücünü yitirmesine neden olur. Yüzmekten gücünü yitirip, yorulan genç çoban boğulur ve boğulmadan önce son nefesiyle “Ah Tamar!” diye haykırır. Bunu duyan kız da hemen ardından kendini gölün sularına bırakir O gunden sonra ada Ah Tamar! ismi ile anlatılır. Bu hikâye Ermeni sair Hovhannes Tumanyan anlatimiyla efsanelesmistir.Bu efsanenin tarihi gerçeklerle alakasının zayıf olduğu şüphesizdir. 9. yüzyıldan itibaren kaydedilmiş olan Ağtamar adının Arapça ĞMR kökünden “kabartı, tümsek” anlamına gelen bir türev olması daha kuvvetli bir olasılık olarak değerlendirilebilir.Adın Türkçeleştirilmiş biçimi olan Akdamar 1980′li yıllardan bu yana TC resmî kurumları tarafından tercih edilmektedir.TarihçeAkdamar KilisesiAkdamar AdasıEn eski kaynaklarda adanın adı, Gevaş bölgesinde hüküm süren Ermeni Rştuni sülalesine atfen Rştunik Adası olarak geçmektedir. 705 yılında Vard Rştuni’nin adada öldürülerek Rştuni beyliğine son verilmesinden sonra ada ve yöresi, daha önce Başkale’de (Ağbak) hüküm süren Ardzruni sülalesinin eline geçmiştir. 908′de I. Gagik Ardzruni bazı Ermeni ve Müslüman beyleriyle anlaşarak Gevaş’ta (Vostan) kendini Vaspuragan Kralı ilan etmiş ve bilahare başkentini adaya taşımaya karar vermiştir. I. Gagik adada halen mevcut olan kiliseden başka müstahkem bir kasaba, saray, çarşı ve liman inşa ettirmiştir. Ada üzerindeki sivil yerleşimin 16. yüzyıl başlarına kadar canlı olarak varlığını sürdürdüğü ve 1535 Osmanlı-İran harbi’nde tahrip edildiği anlaşılmaktadır.16. yüzyıldan sonra sivil yerleşimin bulunmadığı adada Kutsal Haç’a (Surp Khaç) adanmış bir Ermeni manastırı hayatiyetini sürdürmüştür. 19. yüzyıl sonlarında 300 civarında keşişin ikamet ettiği manastır, 1895 ve 1915 olaylarından sonra terkedilmiştir.Ermeni Kilisesinin ruhani başkanlığı olan Gatoğigosluk makamı 10. yüzyıl ortalarından 1101 yılına kadar Ahtamar Adasında bulunmuştur. Makamın 12. yüzyılda Kilikya’ya taşınmasından sonra da Ahtamar Kilisesi 19. yüzyıla dek önderlik iddiasını devam ettirmiştir.

20 Aralık 2010 Pazartesi

SUMELA MANASTIRI

Birer öğretim-eğitim yerleri idiler.Buralarda genellikle İncil ve ondan kaynaklanan öteki din kitapları, özellikle kiliseler tarihi okutulurdu. Dilbilgisi, mantık, tanrıbilim, kiliseler tarihi, söylev başlıca derslerdi Manastırlar; erkekler, kızlar-kadınlar (dullar)için olmak üzere ikiye ayrılırdı.

Manastırlar, din bilgisi dışında sanata özellikle resme büyük önem veren kurumlardı. İç süslemeleri İncil'den,Hz.İsa'nın yaşamından, daha önceki peygamberlerle ilgili söylenenlerden esinlenen resimlerle (fresk) süslenirdi.
Trabzon ilinde halen ayakta kalabilen bir tarih ve doğa anıtı olan Sumela (halk dilinde Meryemana)manastırı'dır.Turizme açık olup her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir.Sumela manastırı dışında halen mevcut olan manastırlar ise:Vazelon(Yahya) manastırı, Gregorius peristera kuştul-hızır ilyas manastırı, kaymaklı manastırı, kızlar manastırı (Panagıa Theoskepastos), kızlar manastırı (panagıa keramesta) dır. Ancak bu manastırların onarım ve tadilatlarına henüz başlanılmadığından turizme açık olmamasına rağmen ulaşımın sağlanılması yapıldığından turistlerce merakla ve hayranlıkla gezilmektedir.

Sumela(Meryemana Manastırı) :
Trabzon'un Maçka ilçesinin güneyinde Karadağın bir tepesinin yamacına yapılmış olan bu manastıra halk tarafından Meryemana manastırı söylenir. Meryem(panaghia) adına kurulan bu manastırın, gerekçe "SUMELA" adının esasını, kara-siyah karanlık anlamına gelen Melas kelimesinden aldığı söylenir. Semavi Eyice'ye göre;"evvelce burada saygı gören siyah Meryem tasvirinden Sumela adını aldığı ve bu dağın adıda manastırdan dolayı Oros Mela-karadağ olduğu"kabul edilir.
Sumela Manastırının kuruluşu efsaneye göre: iki Atina'lı Barbabas ile yeğeni Sophronios rüyalarında Hz.Meryem'i görmüşler, rüyada Meryem onlara bir manastır yaptırmalarını ve yerini, nasıl gideceklerini tarif etmiştir.
Bunlar St.Luka!nın yaptığı rivayet olunan tabloyu da beraberlerinde alarak yola çıkıyorlar, deniz yoluyla Trabzon'a gelip, karadağın sarp yamacında kiliseyi kurmak için karar kılıyorlar ve Theodosios devrinde (375-395)ilk kaya kilisesini kurarlar. Bu tarih, tesisn kesin kuruluş tarihi değilse de bahsedilen tarihler arasında yapıldığı sanılıyor. Bazı araştırmacılara görede burası M.S.385 yılında bazılarına göre ise 472 yılında yapıldığı belirtilmektedir.
Bu tarihler ve efsaneler bir tarafa bırakılacak olursa, manastırın tarihini Trabzon komnenosları devrinden sonra incelemek mümkündür. Trabzon komnenoslarından III.Alexios burasını yeni bir tesis halinde 1360 yılında inşa ettirerek 17 metre yüksekliğinde, 40 metre uzunluğunda, 14 metre ğenişliğinde 72 odalı bir tesis yaptırmıştır. Trabzon kralları bu manastıra vermiş oldukları hediye ve haklarla, halkın desteğini sağlamışlardır.
Trabzon, Türkler tarafından alındıktan sonra, Osmanlı sultanlarıbu manastırın haklarına dokunmamışlardır. Manastıra Yavuz I.Selim (1512-1520) iki şamdan armağan etmiştir. Ayrıca Trabzon fatihi II.Mehmed'in de manastırın haklarını tanıdığını bildiren bir fermanı muhafaza ediliyordu.Yine Sultan I.Beyazıt, I.Selim, II.Selim, III.Murat, İbrahim, IV.Mehmet, II.Süleyman, Mustafa ve III.Ahmet tarafından verilmiş fermanların bulunduğu bildirilmektedir.
1962 yılında merdivenleri ile kapısı tamir ettirilerek turistlerin ziyaretine elverişli bir duruma getirilmiş olan görkemli yapı görenlerin hayranlığını uyandırmaktadır.1972 yılında ise örenyeri olarak ziyarete açılan yapı'ya orman içersinden 25-30 dakikalık bir patıka yolla ulaşılabilindiği gibi manastırın 200 metrelik yakınına küçük vasıtalarla da ulaşılabilir.
Manastırın bulunduğu alan Orman Bakanlığınca Milli Parklar statüsüne alınmış olup Kültür Bakanlığınca da aslına uygun olarak onarımı devam etmektedir.
Trabzon'un turizminde önemli bir yer tutan Sumela Manastırını kente gelen her bireyin mutlaka gezmesi gereklidir.

Vazelon(Yahya)Manastırı :
Bu manastıra Maçka ilçesini 14 km. geçtikten sonra sağa 3 km.lik stabilize bir yolla ulaşılır. Köprü yanı köyü sınırları içersinde bulunan bu manastırın vadisinde özel sektör eli ile işletilen alabalık çiftliği ve restorantı vardır.
Yapının, Vazelon ismini, kurulmuş olduğu "Zabulon Dağ'ından" aldığı görüşü kuvvetli ihtimaldir. Manastırın ıssız sakin yerde seçilmesi, o'na daha kutsal bir hava verilmek istenmesindendir. Çoğu araştırmacı, yapının tarihini kesin olarak vermemekle birlikte: bazıları ilk inşa tarihini M.S.270, bazıları ise M.S.317 olarak belirtir.
Manastır; Yahya peygambere adanmıştır. İlk kuruluşu ile bugüne kadar çeşitli değişiklikler geçirdiği kesindir.
527-565 yılları arasında Jüstinyen tarafından tamir ettirilmiştir. 644 yılının şubat ayında hücreler tamamen tamir edilip kütüphanesi zenginleştirilmiştir. 702 yılı ile onu izleyen yıllar içinde esaslı şekilde yenilenmiştir. Vazelon manastırı 13.yy.dan 20.yy.a kadar Maçka'nın ekenomik, sosyal ve kültürel hayatında etkinliğini sürdürmüştür.14.yy.da sahip olduğu arazi, ve geliri 1890 yılına kadar yirmi köyde devam etmiştir. Vazelon manastırı vaktiyle bölgede bulunan manastırların en yetkilisi ve en zengini durumunda imiş. Bir rivayete göre Vazelon geliri ile bir Sumela manastırı daha yapılabilirmiş. Manastır 19.yy.da etraflıca onarılmıştır. Binaya batı kısmındaki merdivenle girilmektedir. Merdiven basamakları kırık oldugundan ,yukarı çıkarken dikkatli olunmalıdır.Bina 1923 yılında terk edilmiştir. Günümüzde Sumela'dan sonra onarılıp Turizme kazandırılması düşünülmektedir.

Gregorius Peristera(Kuştul-Hızır İlyas manastırı):
Bu manastır, Trabzon'un Esiroğlu beldesinin galyan diye adlandırılan bölgede kuştul (şimşirli) köyündedir.Ulaşım Esiroğlu beldesine giderken soldaki galyan vadisini takiben ulaşılır.Vadinin tabanından dirsek şeklindeki kaya üzerine oturtulan yapı, kale gibi, vadiye hakim bir tepede kurulmuştur. Maçka yolu üzerinde ve bağımsız bir amir gücüne sahip olan, üçüncü manastırdır. M.S.752 yılında kurulduğu söylenen bu manastır 1203 senesinde yağma edilip, terk edildi. Ama 1393 senesinde tekrar kurulup 15.yüzyılın başında yine görkemli eski önemini kazandı. 1904 yılında çıkan büyük bir yangınla harap olduktan sonra bir daha inşa edilmiştir.
Bu manastır da Trabzon bölgesindeki diğer manastırlar gibi kutsal bir mağara ve ayazmanın etrafında kurulmuştur.

Kaymaklı Manastırı:
Kaymaklı Köyü'nde bulunan bu manastır, Trabzon'a 3 km. uzaklıktadır. Manastıra Boztepe arkasındaki Mısırlı mezarlığının solundaki patika ile gidilmektedir. Manastır binası kesme taştan yapılmış ve 2450 m2 üzerine kurulmuştur. Eser; Hz.İsa'nın namına yapılmış, fakat yapıldığı vakit tepeden aşağıya düşen bir adam sapasağlam kaldığı için Çarhapan yani "fenalığı engelleyen" olarak adlandırılmıştır. Manastır1914-1918 yıllarında bir yangın geçirmiş ve bu tarihten sonra terk edilmiştir.Günümüzde şahıs malı olarak kullanılan bu mabet, burada oturan ailece az bir değişikliğe uğratılmasına rağmen korunmaktadır.

Kızlar Manastırı (Panagia Theoskepastos) :
Geniş bir alana kurulu olan manastır, Boztepe'nin güney yamacında ve Trabzon'un doğu cephesine bakmaktadır.Theoskepastos sözcüğünün manası "Tanrı tarafından örtülmüş ve korunmuştur." Bu manastırda birçok Trabzon manastırında olduğu gibi bir kaya şapelinin etrafında inşa edilmiştir. Eser:III.alexios(1349-1390) zamanında kurulmuştur. Günümüzde geniş kütlesi ile ayakta kalabilmiş ve turistler tarafından ilgi ile gezilmektedir.

Kızlar Manastırı(Panagıa Keramesta):
Bu manastır, Trabzon-Hamsiköyü yolu üzerinde kiremitli köyü vadisi üzerinde yer almaktadır. Yerin isminin manası şimdiye kadar anlaşılamamıştır.Buraya ilk kez kimlerin geldiğini belirten bir kitabe yoktur. Sumela veya Vazelon manastırlarının bir minyatürü olan bu yapıda, kutsal bir mağara ile tamamlanır.Günümüze kadar gelen taş bölümler, bu manastırın Orta çağ'da yapılmış olduğu hissini uyandırıyorsa da, yapı 1858 yılında inşa edilmiştir.