22 Haziran 2010 Salı

BİTKİLER








BİTKİLER

 
Dünya Bitki Örtüsü Haritası

Dünya üzerindeki iklim tiplerine bağlı olarak bitki örtüsü ekvatordan kutuplara doğru:

1.      Geniş yapraklı ormanlar
2.      Savanlar
3.      Kaktüs
4.      Bozkır
5.      Maki
6.      Orman-çayır
7.      İğne yapraklı ormanlar
8.      Tayga ormanları
9.      Tundra  şeklinde sıralanır.


 
v      Her bitkinin kendine has bir iklim özelliği vardır. Başka bir ifadeyle benzer iklim şartlarında benzer bitki türleri görülür.(kutup iklimi hariç)
v      Farklı bölgedeki iklimin benzerliği tabii bitki örtüsünün benzerliğini kanıtlar.
v      Yer şekillerinin kısa mesafeler dâhilinde değişmesi bitki örtülerinin de kısa mesafeler dâhilinde değişmesini sağlar.
v      Bitki örtüleri yeryüzüne dağılışlarında aralıksız kuşaklar oluşturmazlar.
v      Enlem farkı arttıkça ve farklı enlemlerden oluştukça bitki örtüsü de çeşitlenir.
v      Bitki örtüsü iklimin bir nedeni değil iklimin bir sonucudur.


Yeryüzünde Bitki Örtüsünün Dağılışını Etkileyen Faktörler

1-İklimin Etkisi

a)Yağış Faktörü:
Yağış bir yerdeki bitki yoğunluğunu yani bitkilerin ot, çalı veya ağaç olmasını ve bunların miktarının az ya da çok olmasını belirler.
Her bitkinin istediği su miktarı farklıdır. Yağışlı bölgelerde gür bitki toplulukları görülürken kurak bölgelerde bitki örtüsü seyrekleşir, çöllerde kurakçıl ve seyrek bazı otlara ve çalılara rastlanır.
b)Sıcaklık faktörü:
 Bitkilerin gelişebilmesi için belli bir sıcaklığın olması gerekir. Sıcaklık bir yerdeki bitki türlerini belirler örneğin ağaçların iğne yada geniş yapraklı olmasını belirler.  Sıcak orta kuşakta her tür bitki yetişme alanı bulabilirken soğuk kutup bölgelerinde ve yükseklerde düşük sıcaklık şartları nedeniyle bir çok bitkiye rastlanmaz.

2-Yer Şekillerinin Etkisi
Dağ sıraları ve dağların uzanışı bitki örtüsünün yayılışını etkiler. Kıyıya paralel uzanan dağlar deniz etkisini iç kesimlere sokmadığı için iç kesimler bitki bakımından fakirleşirken, dağların denize bakan yamaçları daha zengin bitki örtüsüne sahip olur.
Yükseklere çıkıldıkça sıcaklıklar azaldığı için bitki örtüsü türü ve yoğunluğu azalır. Belli bir yükseltiden sonra artık bitki yetişmez.
Eğimli yamaçlarda gür bitki örtüsü görülür çünkü düz alanlar insanlar tarafından işgal edilmiştir.
Bakı bitki örtüsünün yayılışında en önemli faktörlerden birisidir. Güneşe dönük yamaçlar uygun sıcaklık şartları sayesinde hem bitki türü hem de bitki yoğunluğu bakımından daha zengindir.

3-Toprak Faktörü
Bitkiler kökleriyle toprakta tutunur ve gıdalarını topraktan alırlar. Bu nedenle yeterli kalınlıkta toprak örtüsü olmayan yerlerde bitkilerde yaşayamaz.
Toprağın yapısı; Toprağın yapısı, üzerinde yetişen bitki türünü belirleyebilir.
Toprağın dokusu; Toprağın sık ya da gevşek oluşu bitki oluşumunu etkiler

4-Biyotik Faktörler
Tarih boyunca insanlar yaşam faaliyetleri nedeniyle çevrelerindeki bitki örtüsünü sürekli değiştirmişlerdir. İnsanların bitki örtüsü üzerindeki etkileri daha çok olumsuz olmuştur.
İnsanlar, çeşitli açılardan bitki örtüsü üzerinde etkili olmuştur.

Olumsuz etkiler       
Savaşlar, Tarım alanı açma, Yakacak ihtiyacı, Orman yangınları, Hayvan otlatma, Yol yapımı, Orman alanlarını imara açma, Sanayileşme

Olumlu Etkiler
Bitki türlerinin yayılması, Bitki türlerinin korunması, Bitki türlerinin geliştirilmesi, Çeşitli hayvan türleri bitkilerin farklı yörelere taşınması sayesinde bitki yayılışına etkide bulunur. Bitkilerin tozlaşmasına katkıları vardır (Meyve bahçelerinde arı bulundurulması)

BİTKİ TOPLULUKLARININ COĞRAFİ DAĞILIŞI
Ekvatoral yağmur ormanları
Amazon Havzası, Senegal’den Gine körfezine kadar olan saha Kongo Havzası, Güneydoğu Asya adaları 
                         Muson Ormanları
Güneydoğu ve Doğu Asya’da Hindistan, Japonya, Tayland, Vietnam,Endonezya, Doğu Çin,  Kore, Avustralya’nın kuzeybatısı, Filipinler, Güneydoğu Afrika    
              Orta Kuşağın Karışık Ormanları
Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Yurdumuzda ise Karadeniz kıyılarında etkilidir
               
Tayga Ormanları
Deniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür. Orta ve doğu Avrupa Asya’nın kuzeyi(Sibirya) Kanada ve ABD nin kuzeyinde görülür.
              
Maki
Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler  (Libya, Mısır ve Lübnan hariç. Buralarda görülmeme sebebi yer şekillerinin engebesiz olmasıdır.), Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri  Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir.
En geniş anlamıyla 30-40 derece enlemleri arasında kıtaların özellikle batı kıyıları

             
Savan
Güney ve Orta Afrika, Sudan,Güney Amerika‘da Brezilya’daVenezüella, Kolombiya, Peru ve Bolivya’da etkilidir. Ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında (10-20° kuzey ve güney enlemleri arasında görülü
Bozkır(Step)Sıcak ve ılıman kuşak kara içlerinde görülür. Yurdumuzda İç Anadolu Bölgesinde ve Ergene Bölümünde görülen karasal iklim buna örnektir.



Çayır
Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Alpin çayırlar dağların yüksek kesimlerinde görülür

Tundra
Sibirya, İskandinavya Yarımadasının kuzeyinde, Kanada’nın kuzeyinde,
Grönland adasının kıyı kesimleri.Yaklaşık olarak 70-80 enlemleri çevresinde görülür.Güney yarımküredeki etki alanı KYK dekine oranla çok azdır bunun nedeni GYK de okyanusların geniş alan kaplamasıdır. 
Çöl Bitkileri
Kızılkum (Özbekistan), Karakum (Türkmenistan), Gobi (Moğolistan), Taklamakan (Çin) , Arizona (A.B.D) çölleri,Kuzey AfrikaArap yarımadasıAvustralya’nın iç kesimleri

                              
Yeryüzünde Oluşan Bitki Formasyonları
 Ağaç Formasyonu
Ormanların temel unsuru ağaçtır. Ağaçların oluşturduğu topluluklara orman denir.
Yağış, sıcaklık ve toprak şartlarının elverişli, yetişme devresinin uzun olduğu her yerde ağaç yetişir. Yağış azlığı, şiddetli buharlaşma ağaç yetişmesine engel olur. Ormanların temel unsurudur.
        
Başlıca Orman Türleri
Yaprak biçimine göre: yayvan yapraklı ormanlar, iğne yapraklı ormanlar
1-Ekvatoral Yağmur Ormanları            
2-Muson Ormanları   
3-Orta Kuşağın Karışık Ormanları                                     
4-Tayga Ormanları  
                                      
Çalı Formasyonu
Maki, Garig ve Psödomaki

Maki
Karakteristik özellikleri, kışın yapraklarını dökmemeleri ve yaz kuraklığına dayanıklı olmak için yaprak, gövde ve kök sistemlerinin su kaybını önleyecek yapıda olmalarıdır. Genelde Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde ve orman tahribinin yoğun olduğu sahalarda ince gövdeli, sert, bazen kenarları dikensi, cilalı daimi yeşil yapraklı 2-3 m. boyları olan, çalı görünüşlü ya da ağaççık şeklindeki bitki toplulukları maki formasyonu olarak adlandırılır.

Başlıca Maki Türleri
Filarya, Zakkum, Laden, Katırtırnağı, Ardıç Sumak, Harnup (keçi boynuzu),  Sandal,  Mersin, Kocayemiş, Pırnal Meşesi, Funda, Defne, Menengiç Sakız ağacı,Ilgın, Yabani zeytin,(deli, delice)     

Garig
Garig formasyonu, Akdeniz ikliminin hakim olduğu alanlarda ancak toprak şartlarının daha elverişsiz eğimlerin daha fazla ve yağışların daha az olduğu kesimlerde ayrıca makilerin tahrip olduğu sahalarda görülür.. Bunlar son derece kurakçıl bitki topluluklarıdır. Başlıca türleri kermez meşesi, akçakesme, kekik, adaçayı,laden, katran ardıçı ve gevendir.

Psödomaki(Yalancı maki-yalancı çalı)
Ormanların tahrip edildiği yerlerde oluşan yalancı çalı  türleridir. Kışın yapraklarını dökerler.
                                                                            
Ot Formasyonu
İklim,toprak ve yer şekilleri gibi şartların ağaç yetişmesine olanak vermediği yerlerde, belirli zamanlarda yağan yağışa veya tamamı toprağın derinliklerine sızmayan suya bağlı olarak yetişen ot cinsinden bitkilerin oluşturduğu topluluktur.

Savan
Savanlar uzun süre yeşil kalan , gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarında ormanlar görülür.
Kurak mevsimin uzun sürdüğü tropikal bölgelerde görülen, tek tük ağaçlar serpili büyük çayırlardan oluşan bitki topluluğu, Güney Afrika'da ve Doğu Afrika'da başlıca bitki topluluğu olan, boyları yer yer iki metreyi bulabilen köksaplı bitkilerden ve buğdaygillerden oluşur.

 

 
Step(Bozkır)
İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz başlarında kuruyan küçük boylu ot topluluğudur.
Bozkır bitki örtüsü içinde geven , deve dikeni, gelincik, çoban yastığı gibi bitkiler yer almaktadır. Yağışların daha az mevsimler arasındaki sıcaklık farklarının daha fazla olduğu alanlar ot formasyonunun geliştiği sahalardır.

Steplerin bir kısmı doğal olurken bir kısmı da ormanların insanlar tarafından tahribi sonucu ortaya çıkmıştır. (Bu şekilde oluşan bozkıra Antropojen Bozkır denir)İç Anadolunun orta bölümü (Konya ve Ereğli havzaları, Tuz gölü çevreleri) asıl step sahasıdır.
Step formasyonunun gelişme gösterdiği bu bölümde yağışlar 250 mm. altına düşer.
Bu sahada görülen bitkiler kendilerini kurak şartlara son derece adapte etmişler ve keçe gibi tüylü dikenli, az yapraklıdırlar.

Çayır
Çayırlar genellikle düz ve taban suyu yüksek olan taban arazilerde teşekkül etmişlerdir. Toprak uzun süre nemli olduğundan bitki örtüleri sık ve yüksek boyludur.
Sık ve yüksek boylu olan bitki örtüleri sıkı bir çim kapağı meydana getirerek toprağı sıkıca tutar.
Aktif büyüme döneminde yapraklar tüm yüzeyi kapatır.
Biçilerek değerlendirilen bu alanlardan elde edilen ot kış aylarında hayvanlara verilir.

Alpin Çayırlar
Genellikle dağların yüksek kesimlerinde orman örtüsünün üst sınırından sonra ortaya çıkan ot örtüsüdür  olarak bilinir. Ülkemizde Alpin çayırlar dağların 2100 m. den sonraki kesimlerde görülmeye başlar.
İlkbahar ve yaz mevsimlerinde karların erimesi ile ortaya çıkan bu çayırlar rengarenk açan çiçekleri yanında yer yer de  1 m.'yi bulan uzun boyları ile dikkat çekerler.

Tundra
Yosun ,ot ve cılız çalılıklardan oluşan bitki örtüsüdür. Tundra, kutba en yakın bitki örtüsüdür.
Kuzey ülkelerinde rastlanan, yapısına likenlerin de katıldığı bodur ot toplulukları. Tundralar yılın dörtte üçünden uzun bir süre karlarla örtülü kalır. Bunun için kutup bölgesi dışında yetişen bazı ağaçlara burada ancak bodur çalılar halinde rastlanır. Kutup söğüdü ve bodur huş bunlara misal verilebilir.
Hakim bitki topluluklarını karayosunları ve likenler (Ren geyiği likenleri vs.) meydana getirir.

TOPRAKLAR







Çözülmeye uğrayan kayaların yüzeyi zamanla, ayrışmış mineraller, organik maddeler ve mikroorganizmalardan oluşan bir örtüyle kaplanır. Bu örtüye toprak denir. Toprak tabakası, yerkabuğu üzerinde bulunur. Kalınlığı birkaç cm den, 2 - 3 m ye kadar olabilir. Oluşumunu tamamlayan bir toprak kesitinde;

· Ana kaya,

· Ayrışmış kaya,

Ham toprak,

Olgun toprak, katları bulunmaktadır. Bu katlara horizon adı da verilir. Horizonlar harflerle isimlendirilir.



Toprağın en üst katı olan
A Horizonu, bitkisel artıkların ayrışması ile oluşmuştur ve organik madde bakımından zengindir. Genellikle koyu renklidir. Bitkiler bu tabakada tutunur ve yetişip gelişir.

 B horizonu, toprağın üst katından taşınan, kireçler, killer ve minerallerin biriktiği ham toprak tabakasıdır.

C horizonu ana kayanın özelliğini taşıyan ayrışma katıdır.

D horizonu ise, toprağın ana özelliğini belirleyen ana kayanın bulunduğu kattır.

Bitki artıklarının toprakta birikmesiyle oluşan, koyu renkli organik maddeye humus denir. Humus, kayaların ufalanması veya ayrışmasında etkili değildir. Toprağa verimlilik kazandıran bir maddedir.





3. Toprak Çeşitleri

Taşınmış Topraklar (Azonal Topraklar): Akarsular, rüzgârlar ve buzullar gibi dış kuvvetlerin, çeşitli sahalardan aşındırarak taşıdıkları materyalleri biriktirmeleriyle oluşan topraklardır.

Bunlardan;

· Akarsu biriktirmesiyle oluşanlara alüvyal topraklar,

· Buzul biriktirmesiyle oluşan topraklara moren topraklar,

· Rüzgâr biriktirmesiyle oluşan topraklara da lös topraklar denilmektedir.



Yerli Topraklar (Zonal Topraklar): Kayaların, bulundukları yerlerde çözülmeleriyle oluşan topraklardır.

a. Nemli Bölge Toprakları

• Tundra Toprakları

Kutuplara yakın, soğuk tundra bölgelerinin topraklarıdır. Toprak genelde ya donmuş haldedir ya da bataklık halinde bulunur. Bu nedenle tarım yapmaya elverişli değildir. Türkiye’de bu tür topraklar görülmez.

• Podzol Topraklar
İğne yapraklı ormanlarla kaplı, soğuk ve nemli iklim bölgelerinin topraklarıdır. Çok yıkanmış olduklarından üst kısımlarının rengi soluklaşmıştır. Yine aynı sebepten dolayı, topraktaki besin maddeleri de azdır. Bunun sonucunda verimsizleşmiştir. Türkiye’de, Batı Karadeniz Bölümü’nde kahverengi ve kırmızımsı sarı podzolik topraklar yaygındır.

• Kahverengi Orman Toprakları

Nemli orta kuşağın, geniş (yayvan) yapraklı ormanlarla kaplı bölgelerinde görülür. Humus bakımından zengin oldukları için verimlidirler.

Türkiye’de, bu tür topraklar, Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olmakla birlikte, İç Anadolu’nun 1000 - 1200 m’den yüksek alanlarında da yer yer görülür. İç Anadolu’da, daha çok Kuzey Anadolu Dağları’nın güneye bakan yamaçlarında yaygındır.



Yine, Trakya’nın kuzeyinde Yıldız Dağları’nda, İçbatı Anadolu’da, Güneydoğu Toroslar üzerinde de kahverengi orman topraklarına rastlanır.

• Kırmızı Topraklar (Terra - rossa)
Nemli subtropikal iklim bölgesi ile Akdeniz iklim bölgelerinde, genellikle kalkerler üzerinde görülen topraklardır. Toprağa kırmızı rengini veren bileşimindeki demiroksittir.

Türkiye’de, Akdeniz Bölgesi ile Kıyı Ege ve Güney Marmara’da yaygın olarak görülür.

• Laterit Topraklar
Dönenceler arasında yer alan, sıcak ve nemli iklim bölgelerinin karakteristik toprak tipidir. Şiddetli bir kimyasal çözülme sonucu oluşur. Rengi kiremit kırmızısıdır. Humus oranı azdır. Buna bağlı olarak verimli değildir. Türkiye’de tam olarak laterit özelliği taşıyan toprak görülmez. Ancak, Doğu Karadeniz Bölümü’nde, laterit türü (lateritleşmiş) topraklara rastlanabilmektedir.

b. Kurak Bölge Toprakları


• Çernezyomlar
Çernezyomlar, Orta Kuşağın yarı nemli step bölgelerinde görülür. Kara topraklar adı da verilir. Fazla yıkanmadıkları için mineral ve kireç bakımından zengindir. Toprağın üst kısmında, steplerden oluşan bitki artıklarının oluşturduğu, kalın bir humus tabakası vardır. Bu nedenle Dünya’nın en verimli toprakları arasındadır.



Çernezyomlar, ülkemizde en yaygın olarak, Erzurum - Kars Plâtosu’nda oluşmuştur. Ayrıca, İç Anadolu Bölgesi’nin kuzey kesiminde de yer yer bu tür topraklar görülmektedir.



• Kestane veya Kahve Renkli Step Toprakları

Az yağış alan step iklimlerinde görülen topraklardır. Üzerindeki bitki örtüsü seyrek olduğu için, humus oranı azdır. Bu yüzden verimleri düşüktür. Türkiye’de, Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu plâtoları ile İçbatı Anadolu’da yaygındır.

• Çöl Toprakları
Çöl iklim bölgelerinde görülür. Çok az yağış alıp, fazla yıkanmadıkları için, kireç ve tuz oranı oldukça fazladır. Humus, hemen hemen hiç yoktur. Bu topraklarda tarım yapılamaz.

Türkiye’de, bu tür topraklar görülmemekle birlikte, Tuz Gölü çevresinde çölleşmiş topraklara rastlanır.

TOPRAK OLUŞUMUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER



1.İklim: Sıcaklık ve yağış toprak oluşumunu etkiler. Sıcaklık taşların ufalanma ve humus oluşum sürecini belirler. Nem, toprak yıkanmasını ve kimyasal çözülme sürecini etkiler. Topraktaki tuz ve kireç miktarını etkiler.



2.Bitki örtüsü: Kökleri ve organik asitler sayesinde ayrışma sürecini hızlandırır, toprakta organik madde oluşumunu sağlar, humus bakımından zenginleşme imkânı verir, toprakların zemine tutunmasını sağlayarak erozyona uğramasını engeller.



3.Yer şekilleri: Eğim, yükselti ve bakı toprak oluşumunu etkiler. Eğimli arazilerde toprak oluşumu daha yavaştır. Yamaçlarda topraklar erozyon gibi sebeplerden dolayı daha incedir. Yükselti iklim elemanlarının özelliklerini belirleyerek toprak oluşumunda etkili olur. Bakı, güneşlenme süresini ve sıcaklığı etkileyerek toprağın nemliliğini ve dolayısıyla oluşumunu etkiler.



4.Taşların özelliği(Ana kaya): Toprağı meydana getiren ana kaya, parçalanma sürecini, toprağın rengini, organik bakımdan zenginliğini ve su geçirimlilik oranını etkiler.Başkalaşım taşlardan oluşan topraklar daha su geçirimliliği fazla olan kumlu toprakları oluşturur. Kil ve kireç oranı yüksek olan ana kayalar, koyu renkli geçirimli toprakları meydana getirir.



5.Zaman: Toprak çok uzun sürelerde oluşumunu tamamlamaktadır. Tam bir toprak oluşumu binlerce yılda gerçekleşmektedir. Oluşum süresi kalınlığı etkiler.

SU KAYNAKLARI








Su döngüsü: Dünyamızda yeniden su yaratılmaz. Gördüğünüz yağmur milyonlarca yıldır yağmaktadır. Su döngüsünde yer yüzeyindeki su tekrar ve tekrar kullanılmaktadır
Dünyadaki su kaynaklarını okyanuslar, denizler, göller ve yer altı suları oluşturur. Dünya'daki su hareket eder, biçim değiştirir, bitkiler, hayvanlar ve insanlar tarafından kullanılır, fakat gerçekte asla yok olmaz ve buna su döngüsü (hidroloji döngüsü) denir.
  
Dünya yüzeyinin %70 i su ile kaplıdır. Büyük çoğunluğu deniz ve okyanuslardadır. Pasifik Okyanusu nerdeyse yer yüzeyinin yarısı kaplar. Geri kalan suyun çok büyük çoğunluğu buzullarda, buz katmanlarında ve yer altındadır. Sadece %3 ü atmosferdedir.
Su havada 3 formda bulunur: 1. Gaz, su buharı; 2. Sıvı, su damlacıkları; 3. Katı, buz kristalleri

Dünyada sular alan ve kütle olarak fazla olmasına karşı insanın kullanabileceği tatlı su miktarı oldukça azdır. Yeryüzündeki su kaynaklarının % 97 denizlerin ve okyanusların tuzlu sularından oluşur. Su kaynaklarının  % 3’i kadarı tatlıdır. Tatlı suların %68 den fazlası buzullar ve buzul dağlarında bulunur.%31,4 ü yeraltı sularında % 0,3 ü ise yüzey sularıdır. Yüzey sularının da %87 si göllerde, % 11’i ,% 2’si nehirlerde bulunmaktadır.

 Ancak insanlar tarafından kullanılan sular kimyasal maddeler, fabrika atıkları, nükleer atıklar, tarım ilaçları, yapay gübreler vb. unsurlarla kirletilirler. Kirletilen bu sular yağışlarla yeraltı suyu ve içme sularına karışır. Doğal döngü içinde de yeterince temizlenemez ve canlılar için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.
Sonuç olarak;            
1- Yeryüzünde su kaynakları dengesiz bir şekilde dağılmıştır. Özellikle de tatlı su miktarı oldukça düşüktür.
2- Yeryüzünde en fazla suya sahip kaynak okyanuslardır.
3- Yeryüzünde en fazla tatlı suya sahip alanlar: Kuzey Amerika Özellikle Kanada, Orta ve Güney Amerika, Avrupa’nın kuzeyi ve yer yer batı kesimleri, Asya’nın kuzeyi özellikle Sibirya, Asya’nın güneyi ve güneyindeki ekvatoral yağışa sahip adalar ( Endonezya, Malezya, Filipinler vb.), Avustralya kıtaları tatlı suların en fazla olduğu sahalardır.   
Dünyada bazı ülkeler su içerisinde yüzerken, bazı ülkeler ise susuzluktan dert yanıyor. Brezilya 8 trilyon 233 milyar metreküp toplam yenilenebilir su kaynağına sahipken, Gazze Şeridi 41 metreküple su fakiri ülkeler listesinde sonuncu sırada yer alıyor. 
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün verilerine göre, dünyada en fazla tatlı su kaynağının Brezilya’da olduğu belirlendi. Yağmur ormanlarına ve dünyanın en büyük debisine sahip Brezilya’yı 4 trilyon 507 milyar metreküp toplam yıllık yenilenebilir su kaynağı ile Rusya takip ediyor.
Türkiye ise 180 ülke içinde 214 milyar metreküplük toplam yıllık tatlı su kaynağıyla 41’inci, kişi başına düşen 2 bin 950 metreküp tatlı suyla da 106’ıncı sırada bulunuyor. Türkiye, toplam tatlı su kaynağı açısından Avrupa’da Rusya, Grönland ve Norveç’in ardından dördüncü sırada yer alıyor.
 Doğal toplam su kaynağı yanında kişi başına düşen su miktarı daha da önem taşıyor. Dünyanın kişi başına düşen en az tatlı su kaynağına sahip ülkesi ise Kuveyt olarak belirlendi. Petrolü suyundan fazla olan bu ülkede kişi başına yıllık 8 metreküp su düşüyor. Toplam yıllık 20.8 milyon ton tatlı su kaynağı bulunan Kuveyt'in, yıllık petrol üretimi 130.1 milyon tonu, kişi başına petrol üretimi de 50 tonu aşıyor
               KİŞİ BAŞINA KULLANILABİLİR TATLI SU POTANSİYELİ

Yeryüzünde en az tatlı suya sahip alanlar: Tatlı su kaynağı az olan yerler özellikle dönenceler çevrelerinde yer alan çöl alanlarıdır. Özellikle Kuzey Afrika( Büyük Sahra), Afrika’nın Doğu ve güney kısımları( Kenya, Güney Afrika ( Kalahari Çölü),Zimbabwe,) Asya’da Arabistan çöl bölgesi, Pakistan, Avrupa’da Polonya çevresi kişi başına tatlı miktarının en az olduğun yerlerdir.   

Su fakiri diğer ülkeler ise 340 metreküple Umman, 320 metreküple Batı Şeria, 296 metreküple Barbados, 250 metreküple İsrail, 198 metreküple Yemen, 160 metreküple Ürdün, 157 metreküple Bahreyn, 139 metreküple Singapur, 130 metreküple Malta, 106 metreküple Libya, 96 metreküple Suudi Arabistan, 91 metreküple Maldivler, 86 metreküple Katar, 63 metreküple Bahamalar, 49 metreküple Birleşik Arap Emirlikleri, 41 metreküple Gazze Şeridi.

4-Yeryüzündeki tatlı su kaynakları giderek azalmaktadır. Gerek iklim şartlarında meydana gelen değişmeler, gerekse insanoğlunun doğal dengeyi bozması ve çölleşme, ayrıca her geçen gün artan aşırı nüfus ve artan tatlı su ihtiyacı, gerekse de çevre kirlenmesinin her geçen gün hızla artması tatlı suları azalmakta ve ihtiyacında sürekli artması tatlı su kaynaklarının tükenmekte olduğunu göstermektedir.

Konu ile ilgili olarak su döngüsünün bilinmesi  dünyadaki tatlı su dağılımında temel tatlı su kaynağımız olarak  buz dağları ve buzulların olduğuna dikkat edilmesi gerekir.Sayfa 29 daki kitabınızdaki dünyadaki su dağılım şeklilerine dikkat etmek gerekir .Tatlı su olarak toplam dünyada yüzde üçlük oran sanırım bizim için suyun ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkarır.Yine bu yüzde üçlük oran içerisinde ilk sırayı yüzde 68 ile buzullar alır.

Sayfa 29 da verilen dünyada kişi başına düşen su miktarında bazı noktalar çok fazla yağış almaması ve su kaynaklarına sahip olmamasına rağmen kullanılan su miktarı yüksek çıkmıştır burada dikkat edilmesi gereken nokta buradaki nüfus miktarlarının az olmasıdır.Az olduğu için su kaynakları az olmasına rağmen kişi başına kullanılan miktar çok çıkarak sanki o bölgede tatlı su kaynaklarının bol olmasına işaret eder bu kısmen yanlış  sonuçlar doğurabilir.Örnek olarak Avusturalya kıtası  iç kesimleri çöl özellik göstermesine rağmen kişi başına düşen tatlı su miktarının yüksek çıkması  kıtada nüfusun az olmasıyla bağlantılıdır.

YER ÜSTÜ SULARI
DENİZLER VE OKYANUSLAR 
Denizler ve okyanuslar dünya su potansiyelinde en yüksek orana sahiptirler.Dünyanın büyük bir kısmı okyanus ve denizlerle kaplıdır.Ancak bu sular tuzlu oldukları için insan ihtiyaçlarını tam olarak karşılamaz daha çok çeşitli canlılar için bir yaşam alanıdır ve korunması tüm insanlık için son derece önemlidir.
Konu ile ilgili olrak deniz ve okyanus sularında ekvatordan kutuplara gidildikçe tuzluluk oranının azalması önemli bir bilgidir ve sebebi enlemdir.Sıcaklık azaldıkça denizlerdeki tuzluluk azalır.Buharlaşmanın fazla olduğu denizlerde tuzlulukta artar.En tuzlu deniz Kızıldeniz dir.
Sayfa 30 daki verilen şekiller daha çok harita bilginizi geliştirmeye yönelik bir çalışmadır ve son derece faydalıdır.Sizler bu çalışma sonucunda karalar okyanuslar arasındaki bağlantıyı öğrenmiş olursunuz.

Kayaçlar








Kayaçlar

Kayaçlar su, gaz ve organik varlıkların dışında yerkabuğunu meydana getiren unsurlardır. Yol yarmaları, maden ocakları ve taş ocakları gibi yerlerle, toprak veya enkaz örtüsünden yoksun topografya yüzeylerinde mostralarına rastladığımız kayaçlar, yer şekillerinin oluşum ve gelişimlerinde rol oynayan önemli etmenlerden biridir. Onların fiziksel ve kimyasal özelliklerindeki farklılıklar yer şekillerinin de farklı olmalarına sebep olur. Çünkü bu özellikler, kayaçların, aşındırma etmen ve süreçlerine karşı dayanıklı veya dayanıksız olmalarını tayin eder. Örneğin kalker ve jips gibi eriyebilen kayaçların bulunduğu sahalarda lapya, dolin, uvala gibi özel yer şekilleri oluşmaktadır. Genel olarak, tektonik hareketlerle ters durumlar meydana gelmemişse, aşınmaya karşı dayanıklı kayaçlar yüksek yer şekillerini, kolay aşınan ve parçalanan kayaçlar ise alçak yer şekillerini meydana getirirler. Granitlerden müteşekkil sahalarda granit topografyası adı verilen özel bir topografya tipi oluşur. Benzer şekillere siyenit, diorit, andezit, bazalt ve gnays gibi heterojen kayaçlar üzerinde de rastlanır.

Kayaçlar kökenlerine göre üç ana grup altında toplanırlar:
1. Magmatik kayaçlar
2. Tortul kayaçlar
3. Metamorfik kayaçlar

1) Püskürük Taşlar (Mağmatik):
















a)İç püskürük taşlar : Yer kabuğu altındaki mantonun yer kabuğunun çatlak ve kırık kısımlarından tıkanarak soğumasıyla oluşan taşlardır. (Granit)

b)Dış püskürük taşlar : Yer kabuğu altındaki mantonun yer kabuğunun çatlak ve kırık kısmından yeryüzüne çıkması ve soğuması ile oluşur. (Bazalt ve andezit)

2) Tortul taşlar :







Diğer yüzüne dış güçler tarafından getirilen maddelerin tortulanmasıyla (Üst üste birikmesiyle) oluşur. İçerisinde yer yer fosiller bulunur.

a) Mekanik tortullar : Dış güçlerin etkisiyle getirilen çakıl, kum, kil gibi malzemelerin yeryüzünün çukur yerlerine birikmesiyle oluşur. (Kum taşı, kıl taşı)

b) Kimyasal tortullar : Suda erimiş halde bulunan minerallerin suyun geçtiği yere çökelmesi veya tortulanması ile oluşurlar. (Kireç taşı, alçı taşı)

c) Organik tortular : Hayvan, bitki gibi canlı kalıntılarının üst üste birikip katılaşması ile oluşan taşlardır. (Tebeşir)

3) Başkalaşmış(Metamorfik) taşlar : Tortul ve püskürük taşları yüksek sıcaklık ve basınç altında kalarak değişikliğe uğraması ile oluşur. (Mermer oluşumu)

HARİTA BİLGİSİ(Kartoğrafya)








HARİTA BİLGİSİ(Kartoğrafya)
Harita

  • Kuşbakışı görünümün

  • Ölçekli

  • Düzleme aktarılmasıdır.
***Yapılan bir çizimin harita özelliğini gösterebilmesi için çizimin belirli bir ölçek dahilinde yapılması gerekir.
Kroki

  • Kuşbakışı görünümün

  • Kabataslak (ölçeksiz)

  • Düzleme aktarılmasıdır.
Not: Dünya haritalarında yer şekilleri gerçeğe tam uygun olarak gösterilemez. Alan , açı, uzunluk bozulmaları meydana gelir. Sebebi: Küre şeklindeki bir yüzeyin düzleme aktarılmış olmasıdır (dünyanın şekli).  Haritalardaki bozulma Ekvator'dan Kutuplara doğru artar.
Projeksiyon Yöntemleri (haritalardaki bozulmaları azaltmak için)

  • Silindir Projeksiyonu: Ekvator çevresini göstermek için kullanılır.

  • Düzlem Projeksiyonu: Orta enlemler çevresini göstermek için kullanılır.

  • Koni Projeksiyonu: Kutuplar çevresini göstermek için kullanılır.

 

Harita Çiziminde Dikkat Edilecek Özellikler

  • İlk olarak kullanım amacı belirlenmeli ve amaca uygun konu başlığı konulmalı.

  • Küçültme oranı (ölçek) belirlenmeli.

  • Çizim yöntemi belirlenmeli.

  • Enlem ve boylam gösterilmeli. Eğer çok küçük alan ise yön işareti konulmalıdır.

  • Lejant belirtilmeli (Lejant: Haritalarda kullanılan işaret ve renklerin ifade edildiği tablodur.)
HARİTA ÇEŞİTLERİ
                        A-Konularına Göre Haritalar
  • Fiziki haritalar: Yer şekillerini gösteren haritalardır.


  • Siyasi (idari) haritalar: Sınırları gösteren haritalardır.


  • Beşeri ve Ekonomik haritalar:  Nüfusun dağılışı, ırk, dil, dinlere göre dağılışı, tarım, hayvancılık, ormancılık, sanayi ,madencilik gibi özellikleri gösteren haritalardır.
  • Özel haritalar: Konunun uzmanlarınca çizilen haritalardır. İklim (izoterm, izobar gibi) haritaları, turizm, deprem,toprak, karayolları haritaları gibi.
B- Ölçeklerine Göre Haritalar
  • Büyük ölçekli haritalar:
Planlar: Ölçeği 1/20.000 ‘den daha büyük  olan haritalardır. En ayrıntılı haritalardır.
Topoğrafya haritaları: Ölçeği 1/20.000-1/200.000 arasında olan haritalardır.Yer   
şekillerini en ayrıntılı gösteren haritalardır.

  • Orta ölçekli haritalar: Ölçeği 1/200.000-1/500.000 arasındaki haritalardır.
  • Küçük ölçekli haritalar: Ölçeği 1/500.000 ‘den daha küçük ölçekli haritalardır.
Plan –Harita  
Benzer özellikleri:Kuş bakışı olarak çizilme ve ölçekli olmalarıdır.
Farkları: Ayrıntıları gösterme gücü ve kullanım alanları farklıdır.

Büyük ölçekli haritalar
Küçük ölçekli haritalar
Ölçek paydası küçük Büyük
Gösterilen alan dar Geniş
Ayrıntı fazla Az
Bozulma  az Fazla
Harita alanı geniş (aynı bölge için) Dar
İzohipsler arası yükselti farkı az (10-20 m gibi) İzohipsler arası yükselti farkı fazla (100-200 m gibi)


1.KESİR ÖLÇEK
 Kesirlerle ifade edilen ölçeklerdir. Kesir ölçekte birim yazılmaz. Her zaman cm cinsindendir.
Örnek: Gerçekte 90 km olan Manisa-Soma arası haritada 6cm ile gösterilmiştir. Haritanın ölçeği nedir?
Gerçek Uzunluk= Harita U. x ölçek Paydası
Örnek:1/200.000 ölçekli haritada 16cm ile ölçülen bir uzunluk gerçekte kaç km’dir?  
G.U= 16x200.000=3.200.000cm=32 km
Örnek: Gerçekte 250 km  olan bir yol 1/1.250.000 ölçekli haritada kaç cm ile gösterilir?  
Ölçeklerle ilgili bütün sorularımızda kullanabileceğimiz formül üçgeni
***Ölçek ne kadar değişirse değişsin; gerçek alan , gerçek uzunluk, enlem- boylam ve özel konum  değişmez.  
2.ÇİZGİ (GRAFİK ) ÖLÇEĞİ
Çizgilerle ifade edilen ölçeklerdir. Bu ölçekte çentikler arasındaki uzaklık farkı birbirine eşittir.
***Bir yolun gerçek uzaklığı ile kuş uçuşu uzaklığı arasında fark fazla ise o yol engebeli bir yerden geçmektedir. Fark az ise yol düz bir yerden geçmektedir.
YER ŞEKİLLERİNİ GÖSTERME YÖNTEMLERİ

  • Renklendirme Yöntemi: Fiziki haritalarda kullanılır. Her renk belirli bir yüksekliği göstermek için kullanılır.

  • Tarama Yöntemi: Bu yöntemde eğimin fazla olduğu yerlerde taramalar sık, kalın ve kısa geçirilirken eğimin azaldığı yerlerde uzun, ince ve seyrek geçirilmektedir. Düz yerler ise boş bırakılmaktadır.  

  • Gölgeleme Yöntemi: Haritanın bir köşesinden 45 açıyla ışık geldiği varsayılmaktadır. Buna göre ışık alan yerlerde herhangi bir işlem yapılmazken, ışık almayan yerde gölgeleme yapılmaktadır. Tek başına kullanışlı değildir.  

  • Kabartma Yöntemi: Maket türü haritalardır. Yer şekillerini en iyi gösteren haritalardır. Fakat yapılması ve taşınması zor olduğundan pek kullanışlı değildir.  
Kafkasya Bölgesinin 1:800 000 yatay ve 1:80 000 düşey ölçeğindeki iki parçadan oluşan renkli kabartma haritası; 140x144 cm. ebadında olup çerçevesi orijinal ve yazıları eski Türkçe'dir (1887 yılında yapılmıştır).
 
İzohips (eş yükselti) Yöntemi:
İzobat: Eş derinlik (deniz ve göllerde kullanılır.
İzoterm: Eş sıcaklık
İzobar: Eş basınç
İzohyet: Eş yağış
İzohel : Eş güneşlenme
İZOHİPSLERİN ÖZELLİKLERİ


  • İç içe kapalı eğrilerdir.

  • Birbirini kesmezler.

  • Yükseltisi en az olan en dıştadır.

  • Yükseltisi en fazla olan en içtedir.

  • Aralarındaki yükselti farkı birbirine eşittir (Equdistance)

  • Aynı izohips çizgisi üzerindeki bütün noktalarda yükselti aynıdır.

  • İzohips çizgisi üzerinde olmayan bir noktanın kesin yükseltisi bilinemez.  

  • Kıyı çizgisi (deniz kıyısı) sıfır metredir.

  • İzohipslerin sık veya seyrek geçmesi yer şekillerine bağlıdır.  

  • İzohipslerin sık geçtiği yerde eğim fazladır. Seyrek geçtiği yerde eğim azdır.  


  • Dağ dorukları (zirveler ) nokta halinde gösterilir.  

  • Akarsu vadileri yükseltinin arttığı yöne doğru girinti oluşturur.

  • Ok işareti çevresine göre çukur olan (kapalı çukur-çanak-krater) yerleri gösterir.  

  • Tabanı aynı olan iki tepe arasındaki küçük düzlüğe boyun denir.

                 


  • Tabanları aynı olan tepelerin başlangıç yükseltileri de aynıdır.

  • Akarsudan sonraki ilk yükseltiler birbirine eşittir.

  • Yükseltinin arttığı yöne doğru "U " harfi oluşmuş ise buna sırt denir. 

COĞRAFYANIN TANIMI KONUSU VE BÖLÜMLERİ








 Tanımı : Coğrafya, geo(Yer ) ile graphein ( tasvir etmek ) sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmektedir. Coğrafyanın konusu yeryüzüdür. Coğrafyanın konusu içerisine yaşam içerisinde var olan bir çok şey girmektedir. Örneğin çevreyi

oluşturan taşküre(litosfer),suküre(hidrosfer),havaküre(atmosfer) ve canlılar küresi ( biyosfer ) coğrafyanın araştırması kapsamına girmektedir.
     Coğrafya insanın yaşadığı doğal çevre ile ilişkilerini konu edinen bir bilimdir.Coğrafyanın tanımı yapılırken en çok yapılan hatalardan biri de coğrafyayı sadece bir dağın yüksekliğini bilmek yada bir akarsuyun kaç km olduğunu bilmek sanmaktır. Biraz önce yapılan açıklamadan da anlaşılacağına göre doğal ortam ve bu doğal ortamın etkileri önemlidir. Bir coğrafyacı dağların yüksekliğini tam olarak bilmeyebilir ama o dağın tarım,ulaşım,turizm ve nüfuslanma üzerindeki etkilerini çok bilir.
     Coğrafya Biliminin İlkeleri : Her bilim dalının olduğu gibi coğrafyanın da kendine özgü metot ve ilkeleri bulunmaktadır. Coğrafya bir olayı incelerken şu ilkelerden yararlanmaktadır. Bu ilkeler şunlardır ;
     1.  Nedensellik İlkesi : Coğrafi  olayların araştırılması sırasında olayların nedenleri sorulmakta ve bunlara yanıtlar aranmaktadır. Örneğin Yağmur nasıl yağmaktadır ? , Deprem  neden olan faktörler nelerdir ?
     2.  Dağılış İlkesi : Coğrafi olayların yeryüzündeki dağılımı incelenmektedir. Coğrafyacı bir olayın sadece nedenini araştırmakla kalmaz bu olayın yeryüzü genelinde dağılımını da incelemektedir. Yukarıda sorulan soruları coğrafyacı şöyle devam eder ; Yağmurun ülkemizdeki coğrafi dağılımı nasıldır ? Türkiye'de depremler hangi sahalarda daha fazladır ? :Dağılış ilkesi sadece coğrafya ya haz bir özelliktir.
     3.  Karşılıklı İlgi İlkesi: Coğrafi olayların birbirleri ile olan bağlantıları da incelenmektedir. Örneğin Yağışın basınçla , sıcaklığın Güneş ışınlarının düşme açısı ile olan ilişkisi ya da Dağlık  ve engebelik alanların nüfus ve yerleşme üzerindeki etkileri de incelenmektedir.
     Coğrafya Biliminin Yararlandığı Diğer Bilim Dalları :
     1. Astronomi : Uzay bilimi
     2. Jeoloji : Yer Bilimi
     3. Jeofizik : Dünyanın iç yapısının inceleyen bilim dalı
     4. Hidroloji : Sular bilimi
     5. Meteoroloji: Atmosfer olaylarını inceleyen bilim dalı
     6. Kartografya :Harita bilimi
     7. Zooloji : Hayvan bilimi
     8. Botanik : Bitki bilimi
     9. Antropoloji : İnsan bilimi
     10.Etnoloji : İnsan ırklarını inceleyen bilim dalı
     11.Sosyoloji : Toplum inceleyen bilim dalı
     12.Demografi : Nüfus bilimi
     Coğrafya incelemiş olduğu konuları göre iki bölüme ayrılmaktadır :
     1. Genel Coğrafya              
          A. Fiziki Coğrafya
               a) Jeomorfoloji
               b) Klimatoloji
               c) Biyocoğrafya
               d) Hidrografya
          B. Beşeri Coğrafya
          C. Ekonomik Coğrafya
        A) Bölge Coğrafyası
        B) Ülke Coğrafyası
        C) Kıta coğrafyası
    
1. GENEL COĞRAFYA :  Fiziki beşeri ve ekonomik olayların yeryüzünün tamamında ayrı ayrı ele almaktadır. Olayların meydana geliş nedenleri ve dağılışları incelenmektedir. Gözlem ve karşılaştırma  yapılarak olaylar bir sınıflandırmaya çalışmaktadır. Genel coğrafya incelemiş olduğu konular bakımından üç bölüme ayrılmaktadır.
    
A) Fiziki Coğrafya : Yüzey şekilleri  başta olmak üzere okyanuslar denizler göller ve akarsular gibi su küreyi oluşturan unsurlar da inceleme alanına girmektedir. Fiziki coğrafya denizlince yeryüzünün dış görünümü aklımıza gelmelidir.
     Jeomorfoloji ( Yüzey şekilleri bilimi ) : Yeryüzü şekillerinin oluşumlarını araştırır. bunları sınıflandırır. Örneğin Depremlerin meydana gelmesi . akarsuların oluşturmuş olduğu şekiller , buzul ve rüzgarların meydana getirdiği yer şekilleri jeomorfolojinin inceleme alanına girmektedir.

     Klimatoloji( İklim Bilgisi ): Yeryüzündeki iklim tiplerini ve bu iklim tiplerinin coğrafi dağılımını incelemektedir. Örnek vermek gerekirse Tropikal iklimi meydana getiren şartlar ve bu iklimin görüldüğü yerler klimatoloji biliminin kapsamı alanına girmektedir.
     Biyocoğrafya( Canlılar coğrafyası ) : İnsan hariç yeryüzündeki diğer canlıların (  hayvan ve bitki ) coğrafi dağılışını ve bu bu dağılışı etkileyen fiziki şartları incelemektedir. Örneğin küçük baş hayvanların dağılım alanları ve bu dağılımda etkili olan iklim koşulları ve yer şekillerinin etkisi biyocoğrafyanın konusudur.
     Hidrografya ( sular coğrafyası ) : Denizler , göller, akarsular ile yeraltı sularının özelliklerini inceler dağılışlarını açıklar .

B) Beşeri Coğrafya :  Yeryüzündeki insan topluluklarının doğal ortamla olan ilişkilerini incelemektedir.             
İnsanlara ait tüm özellikler beşeri coğrafyanın konusu içerisinde yer almaktadır. Örneğin İnsanların sayısı , yıldan yıla değişimi bu değişimde etkili olan faktörler , İnsanların yaş cinsiyet , medeni durum, çalışma koşulları , eğitim seviyesi gibi özellikleri beşeri coğrafyanın kapsamı içerisinde yer almaktadır .

C) Ekonomik Coğrafya : İnsanların yapmış olduğu faaliyetler ekonomik coğrafyanın kapsamı içerisinde yer almaktadır. Tarımı etkileyen şartlar , tarım ürünlerinin yetişme şartları , tarım ürünlerinin coğrafi dağılışı yine aynı sanayi , ulaşım, ticaret ve turizmi etkileyen olaylar da ekonomik coğrafyanın kapsamı içerisinde yer almaktadır.

2. YEREL COĞRAFYA :  Genel coğrafyanın incelemiş olduğu tüm konular yerel coğrafyanın konuları arasında yer almaktadır. Ancak yerel coğrafya olayları incelerken bir sınır belirtmektedir ve olayları daha dar bir çerçeve de incelemektedir. Örneğin rüzgar oluşumuna neden olan faktörler genel coğrafyanın klimatoloji biliminin kapsamı içerisindedir. Ancak Türkiye'de etkili olan rüzgarlar yerel rüzgarlar yerel coğrafyanın konusuna girer.