17 Eylül 2011 Cumartesi

KITALAR VE OKYANUSLAR


KITALAR VE OKYANUSLAR
Dünyamıza baktığımızda yüzeyinde hem büyük su kütlelerini hem de kara parçalarını görürüz. Bütün dünya yüzeyinin %71 ini denizler, %29 unu karalar oluşturur. Ancak bu oran kuzey ve güney yarımkürede değişir. Çünkü buralarda kara ve denizlerin oranı farklıdır. Kuzey yarımkürede karalar %39, denizler %61 oranında yer tutar. Güney yarımkürede ise karalar %19, denizler %81 yer kaplar. Gördüğünüz gibi karaların kapladığı alan kuzey yarım kürede daha geniştir. Asya, Avrupa, Kuzey Amerika, Afrika'nın büyük bir kısmı kuzey de kalır. Güney Amerika, Afrika'nın güneyi, Okyanusya ve Antartika ise güney de kalır.

Bu farklı dağılım bir çok özelliği etkiler.

- Öncelikle iklimi etkiler. Kuzey yarımküre daha karasal bir iklime sahiptir. Bu durum kuzey de ortalama sıcaklığın 2 derece kadar fazla olmasını sağlar.
- Nüfusun büyük çoğunluğu kuzeydedir. Bu ekonomik gelişimi olumlu yönde etkiler.
- Karalar üzerindeki doğal zenginlikler, ormanlar ve yeraltı zenginlikleri kuzey de daha çoktur.
- Ulaşım olanakları ve ülkeler arası iletişim kuzey de daha gelişmiştir.
KITALAR
Kendine bağlı olan adalarla ,etrafı denizlerle ve okyanuslarla çevrili olan büyük kara parçalarına kıta denir. Dünya yüzeyinde 7 kıta vardır. Bunlar Asya, Avrupa, Afrika, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Okyanusya ve Antartika dır.Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına 'eski dünya karaları'adı verilir. Eski dünya kıtalarının ve diğer kıtaların en büyüğü Asya dır. Hemen yanında bir uzantısı gibi duran Avrupa bulunur. Bu nedenle bu iki kıtaya 'Avrasya' adı verilir.

Türkiye bu eski dünya karalarının birbirine en çok yaklaştığı yerde bulunur. Anadolu yarımadası Asya nın Avrupa ya en çok yaklaştığı yerde yer alır. Trakya ise Avrupa topraklarımızı oluşturur.

Kıtalar birbirlerinden boğazlar ya da okyanuslarla ayrılmışlardır. Asya kıtası, Kuzey Amerika'ya Bering boğazı ile, Kuzey Amerika-Güney Amerika'ya Panama kanalı ile,Avrupa kıtası Afrika ya Cebelitarık boğazı ile, Afrika kıtası Asya ya Süveyş kanalı ile bağlanır. Asya yı Avrupa dan ayıran sınır ise Ural dağlarının batısı, Kafkasların kuzeyi ve İstanbul-Çanakkale boğazlarının kuzeyinden geçer.
OKYANUSLAR
Kıtalar arasındaki büyük çukurlarda kalan geniş ve derin su kütlelerine okyanus denir. Deniz ise karalar arasına veya kenarına sokulmuş kollardır. İç deniz karaların çok fazla içlerine sokulmuş kollardır. Kıtaların kenarında bulunan, okyanuslarla çok daha geniş alanlarda bağlanan denizlere kenar deniz adı verilir.

Okyanuslar denizlere göre çok daha geniş ve derindir. Dünya üzerinde üç büyük okyanus vardır. Bunlar Amerika kıtaları ile Asya ve Okyanusya arasında bulunan Büyük okyanus,Amerika kıtaları ile Avrupa ve Afrika arasında bulunan Atlas okyanusu, Asya nın güneyi, Afrika ve Okyanusya arasında ise Hint okyanusu yer alır. Bu okyanuslar güney yarım kürede Antartika çevresinde birleşerek tek bir su kütlesi oluştururlar.

PARALEL VE MERİDYENLER



PARALEL VE MERİDYENLER


PARALEL DAİRELERİ
Kutup noktalarından eşit uzaklıkta bulunan noktaları birleştiren daireye Ekvator denir. Ekvatora paralel olan ve birer derece aralıklarla geçen dairelere Paralel daireleri denir. Paralel dairelerini başlangıç yeri olan ekvator, sıfır numaralı paralel dairesini oluşturur. Ekvator dünyayı kuzey ve güney olmak üzere iki eşit yarıküreye ayırır.
Paralellerin Özellikleri :
1- Birer derece aralıklarla geçirilen dairelerdir.
2- Kutuplara doğru çevre uzunlukları küçülür.
3- Aralarındaki uzaklık birbirine eşit ve 111km dır.
4- Doksan kuzey, doksan güney olmak üzere 180 paralel vardır.
5- Paraleller doğu batı yönlüdür.
6- Paralellerden bir noktanın enlemini belirlemede yararlanılır.
7- Başlangıçları ekvatordur. Bazı paralellere özel adlar verilir. Yengeç, Oğlak dönenceleri gibi.
MERİDYENLER
Birer derece aralıklarla geçen ve kutup noktalarını birleştiren yarım çembere meridyen denir. Londra'daki Greenwich gözlemevinden geçen meridyen, başlangıç olarak benimsenmiştir.
Meridyenlerin Özellikleri :
1- Birer derece aralıklarla geçirilmişlerdir.
2- Ekvatoru ve paralelleri dik keserler.
3- 360 meridyen yayı bulunmaktadır.
4- Başlangıç meridyenini tam daireye tamamlayan karşıt meridyen yayı 180 meridyendir.
5- Birbirini izleyen iki meridyen arasındaki uzaklık, yalnız Ekvator üzerindeki 111 km.dır.
6- Meridyen yayları eşit uzunluktadır.
7- Kutuplara doğru birbirlerine yaklaşır ve kutuplarda birleşirler.
8- Başlangıç meridyeni ile karşıt meridyeni, Dünyayı doğu ve batı olmak üzere iki yarı küreye ayırır.
9- Birbirini izleyen iki meridyen arasındaki zaman farkı 4 dakikadır.
10- Başlangıç meridyeninin karşısında yer alan 180 meridyen gün değiştirme çizgisi olarak esas alınmıştır.

DÜNYA'NIN HAREKETLERİ VE SONUÇLARI

DÜNYA'NIN HAREKETLERİ VE SONUÇLARI





I. DÜNYANIN GÜNLÜK ( EKSEN ) HAREKETİ
Dünya batı-doğu doğrultusunda kendi ekseni etrafında hızla dönerek 24 saatte günlük hareketini tamamlar. Bu harekete eksen hareketi de denir.

Dünyanın küresel şekli dönüş hızında farklılaşmalara neden olur. Ekvatorda hız 1670 km/saat olur iken kutuplara gidildikçe hız azalır. Kutup noktalarında sıfır olur. Bunun sonucunda,

- Güneşin doğma ve batma anı ekvatordan kutuplara uzar.
- Aynı boylam üzerindeki tüm noktalarda yerel saat aynı olur.
GÜNLÜK HAREKETİN SONUÇLARI
1. Gece ve gündüzler oluşur.
2. Yerel saat farkları ortaya çıkar.
3. Doğu ve batı yönleri ortaya çıkar.
4. Dünya üzerinde herhangi bir yer, güneş ışınlarını gün içinde farklı açılarla alır.
5. Günlük sıcaklık ve basınç farklarının oluşması.

Bunun sonucunda da:
- Mekanik çözülme artar.
- Meltem rüzgarları oluşur.

6. Sürekli rüzgarların yönlerinde sapmalar olur.
7. 30° ve 60° enlemlerinde dinamik basınç kuşakları oluşur.
8. Okyanus akıntılarında sapma ve halkalar oluşur.
9. Aynı enlem üzerinde, Güneş farklı zamanlarda doğup batar.
DÜNYA'NIN YILLIK ( YÖRÜNGE ) HAREKETİ
II. YILLIK HAREKETİ
Dünyanın yörüngesi elips şeklindedir ve gün çevresindeki bu yörüngede 365 gün 6 saatte turunu tamamlar.

Güneş bu elipsin büyük çapı üzerinde ve odaklardan birinde yer alır. Bu yüzden Dünya Güneşe bazen yaklaşır (Günberi: 3 Ocak) bazen de uzaklaşır (Günöte: 4 Temmuz).

Bu uzaklaşma ve yaklaşma mevsimlerin oluşumunu etkileyecek kadar önemli değildir. Sadece kuzey ve güney yarıküreler arasındaki mevsim sürelerinin farklı olmasına neden olur. Mevsimler Güneş ışınlarının düşme açısıyla ilgilidir. Bu açının değişmesinin nedeni ise Dünyanın Ekseni ile yörünge düzlemi (Ekliptik) arasındaki açıdır. (66°33'). Ekvator düzlemi ile Ekvator yörünge düzlemi arasındaki açı da buna bağlı olarak oluşur. (23°27')
Eksen Eğikliğinin Sonuçları:
1. Mevsimler oluşur.
2. Güneş ışınlarının düşme açısı zaman içerisinde değişir.
3. Gece - gündüz süreleri değişir.
4. Güneş ışınlarının dik geldiği kesimlerin yıl içinde değişmesi ve Dönencelerin oluşması.
5. Kutup dairelerinin enlem dereceleri oluşur.
6. Aynı boylam üzerindeki noktalarda Güneş'in doğuş ve batış saatleri değişir.
7. Kutup noktaları ile daireleri arasında sürekli gece ve gündüzler yaşanır.
8. Kuzey ve Güney Yarım kürelerde farklı mevsimler yaşanır.
9. Muson rüzgarları oluşur.
10. Ekvatordan kutuplara gidildikçe gece-gündüz süreleri arasındaki farkın artması.
21 HAZİRAN (YAZ GÜNDÖNÜMÜ)
Bu tarihte aşağıdaki şekilde de gösterildiği gibi Güneş ışınları Kuzey Yarım Kürede Yengeç Dönencesine dik (90°) açı ile gelirse Aydınlanma çemberi kutup dairelerine teğet geçer.

21 Haziranda Kuzey Yarımkürede yaşanan olaylar aşağıda verilmiştir. Güney yarım kürede bu sıralama olayların tam tersi yaşanır.

Kuzey Yarım Kürede,

1. Yaz mevsimi başlar.
2. Kuzey Kutup Dairesi ile Kuzey Kutbu arasında gündüzler 24 saatten fazladır.
3. En uzun gündüz ve kısa gece yaşanır.
4. Türkiye'de saat 12oo 'de cisimlerin yıl içerisindeki en kısa gölgesi oluşur.
5. Yengeç dönencesinde saat 12 oo 'de cisimlerin yıl içindeki en kısa gölgesi oluşur.
6. Bu tarihten sonra gündüzler kısalır, geceler uzamaya başlar.
21 ARALIK (KIŞ GÜNDÖNÜMÜ)
Bu tarihten aşağıdaki şekilde de gösterildiği gibi Güneş ışınları Güney Yarımkürede Oğlak Dönencesine dik gelir ve aydınlanma çemberi kutup dairelerine teğet geçer.

21 Aralık Kuzey yarım kürede yaşanan olaylar aşağıda verilmiştir. Güney Yarımkürede bu sırada bu dolayların tam tersi yaşanır.

Kuzey Yarımkürede,

1. Kış mevsimi başlar.
2. En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.
3. Türkiye'de saat 12oo'de cisimlerin yıl içerisindeki en uzun gölgesi oluşur.
4. Kuzey Kutup dairesi ile Kuzey kutbu arasındaki enlemlerde gece süresi 24 saatten fazladır.
5. Yengeç dönencesinde saat 12oo de cisimlerin yıl içindeki en uzun gölgesi oluşur.
6. Bu tarihten sonra geceler kısalmaya gündüzler uzamaya başlar.
21 MART - 23 EYLÜL
(Ekinoks = Gece, gündüz eşitliği) Bu tarihlerden güneş ışınları. Ekvator'a dik gelir ve Aydınlanma Çemberi kutup noktalarından geçer.

Kuzey Yarımkürede 21 Mart ilkbahar, 23 Eylül sonbaharın başlangıcıdır. Güney Yarımkürede ise, 21 Martta sonbahar 23 Eylülde ilkbahar başlar ve şu olaylar yaşanır.

1. Güneş tam doğudan doğup tam batıdan batar.
2. Aynı boylam üzerindeki noktalarda güneş sadece ekinoks günlerinde aynı anda doğar ve batar (12 saat ara ile)
3. Her iki kutup noktasında da Güneş görülür.
4. Gel-git genliği en fazladır.
5. Ekvator'da cisimlerin gölge boyu sıfır olur.
6. Türkiye'de saat 12:00 'de oluş gölge boyu cismin boyuna en yakındır.

COĞRAFİ KONUM

COĞRAFİ KONUM


Bir ülkenin, yerin coğrafi konumu denilince,

- Yerküre üzerinde bulunduğu nokta yer.
- Hangi kıtada bulunduğu ve diğer kıtalarla ilişkili durumu
- Deniz ve okyanuslarla ilişkisi
- Yükselti durumu
- Ticaret yollarına göre durumu
- Ekonomik ve kültürel özellikler bakımından farklılık gösteren yerlere göre durumu anlaşılır.

Kısaca, bir yerin enlem ve boylamlara göre yerküre üzerindeki yeri ve çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan coğrafi koşulların tümüne birden 'Coğrafi konum' denir.

Coğrafi konum ikiye ayrılır.

1. Matematik konum
2. Özel konum
MATEMATİK KONUM
Dünya üzerindeki bir yerin enlem ve boylamlara göre yerinin saptanmasıdır.

Türkiye'nin Matematik Konumu ve Sonuçları

1. Türkiye, 36° - 42° Kuzey paralelleri ile 26°-45° Doğu meridyenleri arasında yer alır.
2. Doğu - batı istikametinde 45° - 26° = 19° meridyen farkı vardır. Bu da 76 dakikalık yerel saat farkına sebep olur. Doğu - batı yönünde geniş olmadığı için bir ortak saat kullanılır.
3. Kuzey - güney doğrultusunda 42° - 36° = 6° paralel farkı vardır. Bu da kuzey ucu ile güney ucu arasında 6° x 111 = 666 km yapar.
4. Güneş ışınları yatay bir düzleme hiçbir zaman dik açı ile gelmez.
5. Ülkemiz Ekvator'un kuzeyinde, başlangıç meridyeninin doğusunda yer alır.
6. Orta kuşakta yer aldığı için mevsimler belirgin olarak yaşanır.
7. Kuzeye gidildikçe gece - gündüz arasındaki zaman farkı artar ve cisimlerin gölge boyları uzar.
8. Kuzeyden esen rüzgarlar sıcaklığı düşürür. Güneyden esen rüzgarlar sıcaklığı yükseltir.
9. Dağların güney yamaçları kuzey yamaçlarından daha sıcaktır.
10. Kuzeyden, güneye gidildikçe sıcaklık artar. Akdeniz kıyıları, Karadeniz kıyılarından 7-8 derece daha sıcaktır.
11. Kuzeye gidildikçe buharlaşma azalır, bu nedenle Akdeniz Karadeniz'den daha tuzludur.

Bir yerin Boylamını bilirsek:

- Yerel saatini
- Hangi saat diliminde yer aldığını
- Aynı enlem üzerindeki noktalarda Güneşin doğuş ve batış saatlerini de bilmek mümkün olur.
SAATLER
Dünya'nın günlük hareketi sonucunda kutup noktaları dışında aynı enlem üzerindeki bir noktada Güneş batıdaki bir noktaya göre daha önce doğar ve batar. Bunun sonucunda yerel saatler oluşur.
YEREL SAAT
Zaman, Güneş'in gökyüzünde izlenen hareketine göre düzenlenir. Bir boylam 24 saatte bir Güneş'in tam karşısında olmaktadır.

Dünya ekseni etrafında dönerken 360 meridyen 1 gün 24 saat yada 1440 dakika içerisinde Güneşin önünden geçer. Güneş sabittir ama insan gözü Güneşi dönüyormuş gibi algılar.

Yukarıdaki işlemle ispatlandığı gibi bir meridyen güneşin önünden geçtikten 4 dakika sonra onu takip eden meridyen güneşin önünden geçer. İki meridyen arasında 4 dakika yerel saat farkı vardır. Güneş doğudan doğduğu için doğuda kalan meridyenlerde yerel saat daha ileridir.

Örneğin: 26° - 45° doğu meridyenleri arasında bulunan Türkiye'de 45 - 26 =19 meridyen

19 x 4 = 76 dakika yerel saat farkı vardır.
YEREL SAATLERİN HESAPLANMASI
Yerel saat hesapları çözülürken genelde şu 4 aşama uygulanır:

1. Şekil çizimi
2. Boylamlar verilmişse boylam farklarını bulup saate çevirme ya da zaman farkı verilmişse farkı boylama çevirerek boylamı bulma.
3. Şekil üzerinde sonuç olarak ileri (doğusunda) ya da geri (batısında) noktayı tespit etme.
4. İleri ise toplama geri ise çıkarma işlemi ile sonucu bulma.
ÖZEL KONUM
Dünya üzerinde herhangi bir yerin kıtalara, komşularına, önemli geçitlere, boğazlara ve su yollarına, ticaret merkezlerine, denizlere göre durumu, fiziki ve beşeri özellikleri o yerin özel konumunu belirler.

Türkiye'nin Özel Konumu ve Sonuçları

1. Ülkemiz eski dünya karaları olarak bilinen Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine ençok yaklaştığı yerde bulunur. Anadolu ve Trakya yarımadalarından oluşmuştur.
2. Üç kıta arasında köprü durumundadır. Bu nedenle ipek ve baharat yolları gibi önemli ticaret yollarına geçitlik yapmıştır.
3. Tarih boyunca değişik medeniyetlerin kurulduğu bir alan üzerindedir.
4. Üç tarafı denizlerle çevrilidir. Yeryüzü şekilleri çeşitlidir. Bunun sonucunda iklim, tarım ürünleri, turizm ve deniz ürünleri çeşitliliği artmıştır.
5. Akdeniz'i Karadeniz'e bağlayan Çanakkale ve İstanbul boğazlarına sahiptir. Bu nedenle ülkemizin stratejik önemi artmıştır.
6. Ülkemizin ortalama yükseltisi fazladır (1132m). Yükselti batıdan doğuya gidildikçe artmaktadır.
Bu durum, tarım ürünlerinin Doğu Anadolu Bölgesi'nde daha geç olgunlaşmasına neden olmuştur.
7. Yeraltı kaynakları bakımından zengindir.
8. Yer şekilleri çok engebelidir. Bu nedenle kısa mesafelerde iklim değişikliği yaşanır. Rize'de turunçgil yetişmesi, Iğdır'da pamuk yetişmesi özel konumun bir sonucudur.

YER YUVARLAĞI VE EVREN



YER YUVARLAĞI VE EVREN

Bütün gök cisimlerinin içinde yer aldığı sınırsız boşluğa evren denir. Genişliği belli olmayan evrende değişik grupta ve özellikte gök cisimleri bulunmaktadır. Bunların özelliklerine göre çeşitli adlar verilmektedir.

Evren : İçinde milyarlarca gökcisminin bulunduğu sonsuzluk ve onun içindeki varlıklar bütünüdür. Evren içerisindeki cisimlerin başlıcaları şunlardır.

Yıldız : Isı ve ışık yayan gök cisimlerine denir. Örnek: Güneş

Gezegen : Yıldızlardan aldığı ısı ve ışık yansıtan gök cisimleridir. Örnek: Dünya

Uydu : Gezegenlerden küçük, bağlı olduğu gezegenlerin etrafında dönen gök cisimleridir. Örnek: Ay

Nebula : Evrendeki kızgın gaz ve toz bulutlarıdır. Örnek: Andromeda.

Meteor : Atmosfere girince ateş külçesi durumuna dönüşen Evrendeki başıboş dolaşan kayaçlardır.

Galaksi : Evrenin sonsuz boşluğunda bulunan sayısız gök cisimlerinin oluşturduğu kümelere galaksi denir. Dünyamızın içinde bulunduğu yıldız sistemi yani Güneş sistemi, Samanyolu galaksinde yer alır.

Yıldız Sistemi : Bir yıldız ve onun çekim gücünün etkisi altındaki gezegenler ve diğer gökcisimlerinden oluşan sistemlerdir. Örnek: Güneş sistemi.

Güneş : Kızgın gazlardan oluşmuştur. Çevresine ısı ve ışık yayan gök cismidir. Yapısının %99 hidrojen ve helyum gazlarından oluşur. Yarıçapı 700.000 km. dır. Yüzeyinde sıcaklık 6000 oC Yer yuvarlağından 333.000 kat büyüktür. Dünyamıza ortalama 149.000.000 km. uzaklıktadır.
GÜNEŞ SİSTEMİ
Güneş ve onun çekim etkisi altında bulunan gök cisimlerinin oluşturduğunu topluluğa denir. Güneş'in çekim gücü etki-sindeki 9 gezegen, uyduları ve diğer gökcisimlerinin oluşturduğu bir sistemdir. Güneş sisteminde yer alan gezegenlerin uzaklık ve büyüklük sıralanışı şöyledir.

Güneş sistemi tümüyle aynı yönde dönen bir disk biçiminde Samanyolu Galaksi' si içinde hareket eder.

Güneş sisteminde bulunan gezegenlerin özellikleri şunlardır:

1- Bütün gezegenler Güneş etrafında, basıklığı az elipsler biçimindeki yörüngeleri izleyerek dolaşır.
2- Yörüngedeki dönüş hızları birbirinden farklıdır. En yakın Merkür dolaşımını 88 günde, en uzak Plüton ise 248 yılda tamamlar.
3- En büyük gezegen Jüpiter'dir. Merkür, Venüs, Mars ve Plüton Dünya' dan küçük gezegenlerdir.
4- En fazla uydusu olan gezegen Jüpiter'dir.12 uydusu vardır.
5- Merkür ve Venüs gezegenlerinin uyduları yoktur.
YERİN ŞEKLİ VE BOYUTLARI
Güneş Sistemindeki gezegenlerden biri olan dünya Güneşe olan uzaklık bakımından üçüncü sırada yer alır.

Dünyamız ekvatorda şişkin kutuplarda basıktır. Dünyanın bu özel şekline GEOİD denir. Dünyanın bu şekli kazanmasında kendi ekseni etrafındaki dönüşü neden olmuştur.
BOYUTLARI
- Yüzölçümü: 510 milyon km2 'dir.
- Ekvator yarıçapı: 6378 km.
- Kutup yarıçapı: 6357 km.
- Ekvator çevresi: 40076 km.
- Hacmi: 1.083 milyon km3
- Basıklık oranı: 1:297
- Kutuplar çevresi:40.009 km dır.
Dünyanın Şeklinin Sonuçları
1- Ekvatordan kutuplara doğru sıcaklığın azalması,
2- Güneş ışınlarının düşme açısının, ekvatordan kutuplara doğru küçülmesi,
3- Paralel dairelerinin kutuplara doğru küçülmesi
4- Ekvatordan kutuplara doğru yerçekiminin artması,
5- Ekvatordan kutuplara doğru cisimlerin ağırlıklarının artması,
6- Ekvator çemberinin, meridyenlerden ve paralellerden daha uzun olması,
7- Ekvatordan kutuplara doğru, dünyanın ekseni çevresindeki dönüş hızının (çizgisel hızın) azalması,
8- Yerden yükseldikçe görüş açısının genişlemesi,
9- Dünya üzerindeki bir noktadan hareket eden bir kişinin hep aynı yönde giderek, hareket noktasına ulaşması,
10- İki meridyen arasındaki uzaklığın ekvatordan kutuplara doğru azalması,
11- Dünyanın bir yarısında gündüz, diğer yarısında gece yaşanması,
12- Termik basınç kuşaklarının oluşması,
13- Dünya üzerinde kuzey kutbundan ekvatora doğru gittikçe kutup yıldızının görünüm açısının düzenli olarak küçülmesi
14- Ay tutulduğu zaman, yerin Ay üzerine düşen gölgesinin daire şeklinde olması.

10 Eylül 2011 Cumartesi

Akdamar Adası



Tatvan Van Akdamar Nemrut.mp4 - 42.8 МB


Akdamar Adası (Ahtamar, Ağtamar, Akhtamar biçimlerinde de yazılır; Ermenice: Աղթամար), Türkiye'nin Van ve Bitlis illeri arasında bulunan Van Gölü'nün içinde yer alan en büyük adadır.

Van'ın Gevaş ilçesi sınırları içerisinde yer alan adada Ermeniler´den kalma bir kilise bulunur. Yüzölçümü 70,000 metrekare olan adanın toplam kıyı uzunluğu 3 kilometreyi bulmaktadır. En yüksek noktası deniz seviyesinden 1912 metre yüksekte bulunan adanın batı uçlarında yüksekliği 80 metreye ulaşan dik kayalıklar vardır.

Adanın adının nereden geldiğine dair yaygın halk hikâyesine göre, zamanında bu adada yaşayan Ermeni baş keşişin güzelliği dillere destan Tamar adında bir kızı vardır. Adanın çevresindeki köylerde çobanlık yapan bir genç bu kıza âşık olur. Bu genç Tamar'la buluşmak için her gece adaya yüzer. Tamar ise ona gece karanlığında yerini belli etmek için onu bir fenerle bekler. Bundan haberdar olan kızın babası, fırtınalı bir gecede elinde fenerle adanın kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek gencin boşuna yüzüp, gücünü yitirmesine neden olur. Yüzmekten gücünü yitirip, yorulan genç çoban boğulur ve boğulmadan önce son nefesiyle "Ah Tamar!" diye haykırır. Bunu duyan kız da hemen ardından kendini gölün sularına bırakir O gunden sonra ada Ah Tamar! ismi ile anlatılır. Bu hikâye Ermeni sair Hovhannes Tumanyan anlatimiyla efsanelesmistir.

Bu efsanenin tarihi gerçeklerle alakasının zayıf olduğu şüphesizdir. 9. yüzyıldan itibaren kaydedilmiş olan Ağtamar adının Arapça ĞMR kökünden "kabartı, tümsek" anlamına gelen bir türev olması daha kuvvetli bir olasılık olarak değerlendirilebilir.
Adın Türkçeleştirilmiş biçimi olarak Akdamar kullanılmaktadır.

En eski kaynaklarda adanın adı, Gevaş bölgesinde hüküm süren Ermeni Rştuni sülalesine atfen Rştunik Adası olarak geçmektedir. 705 yılında Vard Rştuni'nin adada öldürülerek Rştuni beyliğine son verilmesinden sonra ada ve yöresi, daha önce Başkale'de (Ağbak) hüküm süren Ardzruni sülalesinin eline geçmiştir. 908'de I. Gagik Ardzruni bazı Ermeni ve Müslüman beyleriyle anlaşarak Gevaş'ta (Vostan) kendini Vaspuragan Kralı ilan etmiş ve bilahare başkentini adaya taşımaya karar vermiştir. I. Gagik adada halen mevcut olan kiliseden başka müstahkem bir kasaba, saray, çarşı ve liman inşa ettirmiştir. Ada üzerindeki sivil yerleşimin 16. yüzyıl başlarına kadar canlı olarak varlığını sürdürdüğü ve 1535 Osmanlı-İran harbi'nde tahrip edildiği anlaşılmaktadır.

16. yüzyıldan sonra sivil yerleşimin bulunmadığı adada Kutsal Haç'a (Surp Khaç) adanmış bir Ermeni manastırı hayatiyetini sürdürmüştür. 19. yüzyıl sonlarında 300 civarında keşişin ikamet ettiği manastır, 1895 ve 1915 olaylarından sonra terkedilmiştir.

Ermeni Kilisesinin ruhani başkanlığı olan Gatoğigosluk makamı 10. yüzyıl ortalarından 1101 yılına kadar Ahtamar Adasında bulunmuştur. Makamın 12. yüzyılda Kilikya'ya taşınmasından sonra da Ahtamar Kilisesi 19. yüzyıla dek önderlik iddiasını devam ettirmiştir..



Aktamar Kilisesi


Akdamar Adası (Ahtamar, Ağtamar, Akhtamar biçimlerinde de yazılır; Ermenice: Աղթամար), Türkiye’nin Van ve Bitlis illeri arasında bulunan Van Gölü’nün içinde yer alan en büyük adadır.Akdamar Adası (Ahtamar, Ağtamar, Akhtamar biçimlerinde de yazılır; Ermenice: Աղթամար), Türkiye’nin Van ve Bitlis illeri arasında bulunan Van Gölü’nün içinde yer alan en büyük adadır.Van’ın Gevaş ilçesi sınırları içerisinde yer alan adada Ermeniler´den kalma bir kilise bulunur. Yüzölçümü 70,000 metrekare olan adanın toplam kıyı uzunluğu 3 kilometreyi bulmaktadır. En yüksek noktası deniz seviyesinden 1912 metre yüksekte bulunan adanın batı uçlarında yüksekliği 80 metreye ulaşan dik kayalıklar vardır.İsim EfsanesiAdanın adının nereden geldiğine dair yaygın halk hikâyesine göre, zamanında bu adada yaşayan Ermeni baş keşişin güzelliği dillere destan Tamar adında bir kızı vardır. Adanın çevresindeki köylerde çobanlık yapan bir genç bu kıza âşık olur. Bu genç Tamar’la buluşmak için her gece adaya yüzer. Tamar ise ona gece karanlığında yerini belli etmek için onu bir fenerle bekler. Bundan haberdar olan kızın babası, fırtınalı bir gecede elinde fenerle adanın kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek gencin boşuna yüzüp, gücünü yitirmesine neden olur. Yüzmekten gücünü yitirip, yorulan genç çoban boğulur ve boğulmadan önce son nefesiyle “Ah Tamar!” diye haykırır. Bunu duyan kız da hemen ardından kendini gölün sularına bırakir O gunden sonra ada Ah Tamar! ismi ile anlatılır. Bu hikâye Ermeni sair Hovhannes Tumanyan anlatimiyla efsanelesmistir.Bu efsanenin tarihi gerçeklerle alakasının zayıf olduğu şüphesizdir. 9. yüzyıldan itibaren kaydedilmiş olan Ağtamar adının Arapça ĞMR kökünden “kabartı, tümsek” anlamına gelen bir türev olması daha kuvvetli bir olasılık olarak değerlendirilebilir.Adın Türkçeleştirilmiş biçimi olan Akdamar 1980′li yıllardan bu yana TC resmî kurumları tarafından tercih edilmektedir.TarihçeAkdamar KilisesiAkdamar AdasıEn eski kaynaklarda adanın adı, Gevaş bölgesinde hüküm süren Ermeni Rştuni sülalesine atfen Rştunik Adası olarak geçmektedir. 705 yılında Vard Rştuni’nin adada öldürülerek Rştuni beyliğine son verilmesinden sonra ada ve yöresi, daha önce Başkale’de (Ağbak) hüküm süren Ardzruni sülalesinin eline geçmiştir. 908′de I. Gagik Ardzruni bazı Ermeni ve Müslüman beyleriyle anlaşarak Gevaş’ta (Vostan) kendini Vaspuragan Kralı ilan etmiş ve bilahare başkentini adaya taşımaya karar vermiştir. I. Gagik adada halen mevcut olan kiliseden başka müstahkem bir kasaba, saray, çarşı ve liman inşa ettirmiştir. Ada üzerindeki sivil yerleşimin 16. yüzyıl başlarına kadar canlı olarak varlığını sürdürdüğü ve 1535 Osmanlı-İran harbi’nde tahrip edildiği anlaşılmaktadır.16. yüzyıldan sonra sivil yerleşimin bulunmadığı adada Kutsal Haç’a (Surp Khaç) adanmış bir Ermeni manastırı hayatiyetini sürdürmüştür. 19. yüzyıl sonlarında 300 civarında keşişin ikamet ettiği manastır, 1895 ve 1915 olaylarından sonra terkedilmiştir.Ermeni Kilisesinin ruhani başkanlığı olan Gatoğigosluk makamı 10. yüzyıl ortalarından 1101 yılına kadar Ahtamar Adasında bulunmuştur. Makamın 12. yüzyılda Kilikya’ya taşınmasından sonra da Ahtamar Kilisesi 19. yüzyıla dek önderlik iddiasını devam ettirmiştir.

6 Eylül 2011 Salı

Büyük Menderes


Büyük Menderes , Batı Anadolu’nun en büyük nehridir ve Büyük Menderes Havzası’nın ana sulama kaynağıdır.
Küfi Suyu ve Banaz Çayı kollarının birleşmesiyle oluşur ve Ege denizine dökülür. Uzunluğu 548 km’dir. Büyük Menderes ovası bataklıkları kurutulduktan sonra Türkiye’nin en verimli alanlarından birisi olmuştur.
Afyon İli Dinar İlçesi yakınlarında Suçıkan Mevkii’nde doğar. Işıklı ve Küf’i Çayları’nı biriktiren Işıklı Barajı’ndan çıkıp Çivril, Çal ve Baklan Ovaları’nı geçer ve Çal’ın doğusundan kuzeye dönerek,Bekilli ve Güney İlçesi’ne doğru derin bir yatakta akar. Uşak ’tan gelen ve Menderes’in en büyük kollarından olan Banaz Çayı’nı da alarak, Sarayköy Ovası’na iner. Denizli hudutları içindeki Çürüksu ve Gökpınar Çayları ile beslenerek batı yönünde ilerler.Nazilli, Aydın ve Söke Ovaları’nı besleyip 560 km. uzunluğundaki yolculuğunu Söke İlçesi Dipburun Mevkii’nde Ege Denizi’ne dökülerek tamamlar. Denizli İli, toplam yağış alanı 11 852 km² olan Büyük Menderes Nehri’nin yukarı havzasında yer alır.
Türkiye’nin tarımsal potansiyel bakımından önde gelen alanlarından olan Büyük Menderes Havzası, Denizli’den başlayarak Ege Denizi kıyılarına uzanan çok geniş ovaları kapsar. Bu ovalarda pamuk, sebze ve meyve üretilir. Entansif tarımın yapıldığı oldukça verimli bu bölgemizde, çok çeşitli ürün deseni bulunmaktadır. Havzanın Türkiye alanına oranı % 3.5 olup, sınırları içinde Denizli, Çivril ilçesi sınırında Denizli iline girer. Aydın, Uşak il merkezleri ile Sarayköy, Söke, Nazilli, Çine, Yatağan, Tavas, Buldan, Eşme, Banaz, Çal, Honaz, Dinar,Sandıklı gibi ilçe merkezleri bulunmaktadır. Büyük Menderes Havzası, sahip olduğu ekolojik özellikler nedeniyle, Ege Bölgesi ve Türkiye tarımına önemli katkılarda bulunmaktadır.Denizli Çivril ovası içinde Büyük Menderes nehri suyu çok temizdir. Henüz sanayı atıkları karışmadığı için temiz akmaktadır. Çivril'liler bu nehri gözü gibi korumakta ve evsel ve sanayi atıkları ile kirletilmemesi için büyük özen göstermektedirler. Onları, bu duyarlılıklarından dolayı kutlamak gerekir.Çünkü, özellikle aşağıları bu özeni göstermiyorlar ve kanalizasyon atıkları dahil her türlü evsel ve sanayi atığını boşaltmaktadırlar.
Büyük Menderes Nehri, yerleşim yerlerinden kaynaklanan evsel atık sular; sanayi kuruluşlarında oluşan endüstriyel atık sular; aşırı, zamansız ve yanlış gübre-pestisit kullanımı etkileriyle kirletilmektedir. Havzaya kuş bakışı bakıldığında, arazi kullanım tasarımlarının yetersizliği, üreticinin çok ürün beklentisi sonucu toprağı ve biyolojik çeşitliliği kimyasallarla acımasızca yok edişi, nüfus artışları ile yaşam dengelerinin bozulduğu görülür. Atık alıcı ve taşıyıcı ortamı olarak işlevini sürdüren Büyük Menderes’e, teknolojik, evsel ve kentsel atıkların deşarj edilmesi, milyonlarca yılda oluşan ekolojik dengelerin birkaç on yılda bozulması sonucunu getirmiştir. Denizli, Uşak ve Aydın illerinde, Büyük Menderes nehrine atık sularını arıtmadan savaklayan 20 tür endüstri kuruluşu mevcuttur. DSİ havza istatistiklerinde, Büyük Menderes Nehri Havzası’ndaki belediye sayısı 165 olarak verilmektedir. Bunlardan yalnızca altısında kanalizasyon şebekesi bulunmaktadır. Aşağı havzalarda ise kirlilik daha da yoğunlaşmakta ve nehir ekosistemi yok olmak üzeredir.